Doğan Hayat

Doğan Hayat

, bir kitap okudu
10/10
·394 syf.·
Beğendi
·
5 günde okudu
·
Okunma: 29 Ocak 2026 16:09
·
2026 27. kitabı
Aziz Nesin
8.9/10 · 8,3bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Şimdi çok iyi anladım ki, Zübük bir tane değil, biz hepimiz birer zübüğüz. Bizim hepimizin içinde zübüklük olmasa, bizler de birer zübük olmasak, aramızdan böyle zübükler büyüyemezdi. Hepimizde birer parça olan zübüklük birleşip işte başımıza böyle zübükler çıkıyor. Oysa zübüklük bizde, bizim içimizde. Onları biz, kendi zübüklüğümüzden yaratıyoruz. Sonra, kendi zübüklüklerimizin bir tek Zübük'te birleştiğini görünce ona kızıyoruz. Bu zübükler her yerde var, biz zübükler nerde varsak, onlar da orda... Zübük İbrahim paramı alıp beni kandırdığı için böyle söylemiyorum. Ama böyle doğru düşünebilmem için, benim de aldatılmam gerekliydi. Nasıl aldandığımı kimseye söylemedim. Aslında aldatmak isteyen bendim. Zübükler de işte bu duygumuzdan yararlanıp bizi kandırıyor. Daha doğrusu, biz önce kendimizi kandırıp, onları da bizi kandırsınlar diye zorluyoruz. Kendi içimizdeki zübüklükleri biriktirip, birleştirip zorlaya zorlaya zübük yaratıyoruz. Gerçekte, zübük biziz, benim, sensin... Karşımıza bir zübük çıkıyorsa, onun zübüklüğünde bizim de bir parçamız var.
Sayfa 358·Kitabı okudu
Bizi nasıl kandırdılar, aldattılar, sonunda, halk dalkavuğu yaptılar. Halk bilir, halk herşeyi bilir, halkta büyük bir sezgi vardır. Yalan, hepsi yalan... «Halk herşeyi bilir demek dalkavukluğu bile, halkı kendilerinden ayrı, bambaşka, umacı koskocaman bir dev yaratık görmek değil de nedir? Yalandan halkı sever göründükçe halka dalkavukluk ettikçe, bu yalanlara gerçekten inanan benim gibi tek-tük kişiler, bilgisizliğin, görgüsüzlüğün, geriliğin kızgın, sonsuz çölüne sızan cılız sular gibi kuruyup, bitip gideceğiz. «Halk bilir, halk sezer» sözünde, dikkat et, halkı bir küçümseme, hiçe sayma, sevmeme var. Yalan, bir büyük yalan içinde uyuşmuşuz. Halk hiçbişey bilmiyor. hiçbişey sezemiyor. Bilse, sezse, bunca yüzyıllardan beri, aldatılır, kandırılır mıydı? Nasıl bir uyuşturucu yalan bu... Gerçekten bu halkın bilip öğrenmesini istememişiz. İsteseydik, önce halkımızı bütün acı gerçekleriyle tanır, ondan sonra ne yapmamız gerektiğini düşünürdük. Kendi halkımızı olduğundan üstün saymak neden, Tanrı bir okur-yazar bile olmayan sanlara iltimas mı yapmış?
Sayfa 302·Kitabı okudu
şiir olmasaydı
Oktay Rifat... Çobanıl Şiirler'le başlayarak Anadolu doğası girdi şiirlerine. Doğa insan ilişkilerini, şiir sanatını diliyle öylesine harmanladı ki, ortaya şiir sa­natının ne denli vazgeçilmez bir yaşam parçası olduğunu gösteren benzersiz yapıtlar çıktı. 1959'da Metin Eloğlu'nun "şiir yazılmasa ne olurdu?" sorusuna verdiği yanıt kendi şiiriyle gerçekleştirdi: "şiir olmasaydı, yaşama dediğimiz oluşun çarklanndan biri eksilirdi. Belki kıyamet kopmazdı ama insanlar sevi­şemez, öpüşemez, beğenemez, yarınların yeni düzenine şiirli dünyanın hızıyla kavuşamazdı."
Sayfa 47·Kitabı okudu
Yahu, bu insanoğlu anlamadığı bir laf oldu mu ağlıyor demek... Bak, demin efendiler, Allah razı olsun, nutuk çektiler. Anladık mı? Yok... Gelgelelim ağladık. Şimdi de Bedir Hoca Arabi üzerine dua okur. Ne anladık? Hiç... Velakin ağlamaktan göz pınarlarım kurudu, ötey gözüm de kör olacak... Demek bu benibeşer, anlamadığı söze ağlıyor, hemi?
Sayfa 228·Kitabı okudu