-Durumu nasıl gördüğümü çoktan size bildirmiştim. Şimdi alınabilecek tek bir tedbir kalmıştır.
-O tedbir nedir?
-Bütün komuta ettiğiniz kuvvetleri emrime veriniz. Tedbir budur
Alaylı bir sesle:
-Çok gelmez mi? Dedi.
-Az gelir! Dedim.
“Telefon kapandı.”
8/9 Ağustos gecesi saat 21.50’de kendisine Anafartalar grubu kumandanlığına tayin edildiğini bildirdiler. Mustafa Kemal demiştir ki: “Gerçi böyle bir sorumluluğu almak basit bir şey değildir. Fakat ben vatanım yok olduktan sonra yaşamamaya karar verdiğim için bu sorumluluğu yüklendim.”
Bu toplantı benim üstümde derin bir tesir bıraktı. Mustafa Kemal başı külahlı, göğsü fişekli, omuzu tüfekli fedai komiteciler kılığında bir subay değildi. İtibarı olsa olsa başka değerlerden ileri gelmeliydi.
Zaten hükümdar da gücünü halka karşı korumada bu zorunluluktan geniş ölçüde yararlanır ve bu gücü zorla almış olduğunu da kimsenin ileri sürmesine izin vermez. Çünkü sadece haklarını kullanıyormuş gibi davranmasına karşın, bu hakları artırmak ve görevleri yalnız düzeni sağlamak olan halk toplantılarını kamusal dirliği korumak bahanesiyle yasak etmek kendisi için işten bile değildir.