Bedeni zenginleştiren yalnızca kafadır; Güneş nasıl en koyu bulutların ardından bile kendini gösterirse, en gösterişsiz, kıyafetin altından namus da öyle görünür.
Ben ne beşikteki bebeğim, ne de çocuk düşündüklerimi söylememe sizden çok daha üstünleri katlanmışlardır, eğer siz katlanamıyorsanız tıkayın kulaklarınızı. Dilim elbette yüreğimdeki öfkeyi dışa dökecek, içimde kalırsa yüreğim patlayacak yoksa, bu gidişle de patlayacak, söyleyeceklerimde sonuna kadar ve keyfime göre özgür davranacağım.
Acaba arzuladığımız bir şeye hiç kavuştuğumuz olmuş mudur... Kavuşmak için var gücümüzü harcadığımız bir şeyi elde etmişliğimiz? Galiba bunun tam tersi oluyor hayatta. Kimi, gösterişli atların çektiği şık bir araba için yanıp tutuşur ve yanından hızla geçen arabaların ardından özlemle dilini şıklatırken, kiminin şahane atlar koşulu göz alıcı bir arabası oluyor, ama o neye sahip olduğunun bile farkında olmadan biniyor arabasına. Kiminde şahane bir aşçı, ama iki minik lokmadan başka bir şeyin girmeyeceği yüzük kadar bir ağız olurken, kiminin hangar gibi ağzı oluyor, ama onda da yiyecek kuru ekmekten başka ara ki bir şey bulasın!
Öyle kocalar vardır ki, karılarının aptallığından büyük sevinç duyarlar, bunu çocuksu bir safiyetin belirtisi gibi görürler. Ey güzellik, sen nelere kadirsin! Ruhsal yetersizlikler, kusurlar güzel bir kadında iticilik yaratmak şöyle dursun, ona ayrı bir çekicilik kazandırıyor. Ayıp diye nitelenen şey güzel bir kadında sevimli duruyor. Kadından güzelliği alın, kendisine sevgi değilse de saygı duyulmasını sağlayabilmek için kadının erkekten yirmi kat daha fazla akıllı olması gerektir.