Dünya Allah katında bir sivrisinek kanadı kadar değerli olsaydı, kâfire ondan bir yudum su bile vermezdi. Allah dünyaya bakmaz, onu yarattı ama biz dünyayı büyüttük, ahireti unuttuk. Rabbim “dünya güzel değil” demedi. Ne dedi?
“Mal ve evlatlar dünya hayatının süsüdür.”
Bunu inkâr etmedi, sadece bizi uyardı.
“Baki kalan salih ameller ise Rabbin katında sevap bakımından daha hayırlı ve umut bakımından daha hayırlıdır.”
Peki bunlar ne? Allah’ı zikretmek ve salih ameller.
O yüzden herkesin kendine sorması gereken soru şu:
Günümün ne kadarını dünyanın gerçeğini ve ahiretin gerçeğini öğrenmeye ayırıyorum?
Allah’a giden yolumda neredeyim?
Kendi isteğimle, hiçbir baskı olmadan, ne kadar vaktimi arzulara, dünyaya, geleceğe ve başarıya harcıyorum?
Bak, denklem çok basit:
Günde 24 saat var. Diyelim ki yarım saat ahirete ayırıyoruz — bu bile çok cömert bir oran.
Namazlarımız ne kadar sürüyor?
Namaz, insanı kötülükten ve çirkinlikten alıkoymalı, Allah’ı anmak en büyüktür.
Ama namazdan çıkar çıkmaz ne yapıyoruz?
Telefonu alıyoruz. Sosyal medyaya bakıyoruz.
Namaz bizi kötülükten alıkoymuyor çünkü kalp orada değil.
Her şey birbirine bağlı:
Dünyanın gerçeğini bilsem, burada ne kadar kalacağımı bilsem, en önemlisi Rabbimi tanısam, denge kurulur.
Âl-i İmrân suresi çok güzel bir ayet:
“İnsanlara dünyaya ait sevgiler süslü gösterildi.”
“Sevgi” kelimesine dikkat et. Şehvetlerin sevgisi.
Kadınlar, çocuklar, altın ve gümüş yığınları, süslü atlar, hayvanlar ve ekinler.
Allah ne dedi?
“Bunlar dünya hayatının geçici metaıdır.”
Yani kötü demedi, sadece “geçici” dedi.