Yaşamda parantezler açabiliriz; öyle ya da böyle, farklı biçimlerde yalnız olabiliriz; ancak gerçek ve asıl önemli olan yalnızlık, Spinoza'nın yalnızlığıdır: Gerçekliğin her bir atomunun somut analizinden geçen, kendinin, toplumun civarında olmanın kurucu edimi; söz konusu atomların her birinin merkezindeki ayrılmayı, kırılmayı, antagonizmayı ayırt edebilen ve süreci bir öncekinin ötesine itmek üzere bunlar üzerine eyleyen bir yalnızlık.
Bu dünyayı sözcüklerle anlatırız ama sözcükler dünyayla çevrelenmiş olmamızı hiçbir zaman değiştiremez. Gördüklerimiz ile bildiklerimiz arasındaki ilişki asla durulmaz.