1969 yılında Nobel Edebiyat Ödülü alan yazarın iki perdelik oyunu Godot'yu Beklerken ilk kez 1953'te Paris'te sahnelenmiş. Vladimir ve Estragon isimli iki arkadaş arasında geçen diyaloglar felsefik bir metin gibiydi. Öyle ki, Godot'yu beklerken zamandan ve mekandan soyutlanıyor iki arkadaş. Onların varoluş amacını, anlamsızlığı ve hiçliği sorgulamasını okurken biz de onlarla birlikte sorguluyoruz ve onlarla birlikte umut edip, bekliyoruz Godot'yu ya gelirse diyerek.
-Yarın asarız kendimizi, Godot gelmezse.
+Ya gelirse?
- Kurtuluruz. Samuel Beckett
Resim ve çizimlerden oluşan bir kitap. Resimler insan psikolojisinin dışavurumu gibi. Bazen Freud, Jung, Pessoa, Lacan, Poe, Nietzsche ve Thorreau gibi isimlerden alıntılar eklenmiş çizimlere. Selçuk Demirel, gerçek dünya ile kişinin bilinçaltı arsında bir bağ kurup, bireyin varoluş sorunlarını ve bunların ruh haline yansımalarını çok iyi resmetmiş. Bunda mimar olmasının etkisi de olabilir.
Kitap, kendilerine devrimci diyen bir grubun Şubat 1980'de İstanbul'da pahalılığı protesto etmek için esnafı kepenk indirmeye zorlamasını konu alan yüz bir yazıdan oluşuyor. Aynı olay ve aynı olayı yüz bir anlatış biçimi. Edgü, yazmak da bir eylem diyerek bu toplumsal olayı anlatırken farkını ortaya koymuş. Kitapta dediği gibi "Üslup kişinin kendisidir." Ben de anlatış tekniğini ve tarzını çok beğendim. Herkese iyi okumalar. Ferit Edgü
Kitap dört bölümden oluşuyor. Birinci bölüm: "Sorular ve Yanıtlar". Yazar ilk bölüme hayatın anlamı nedir? Sorusuyla başlıyor. Neden var? Neden yok? Nereden geldi? gibi soruları filozoflardan örnekler vererek açıklıyor. Bölümün sonunda başlangıçta bir anlam olmadığını, hayatın anlamını her birimizin sonradan inşa ettiğimizi söylüyor.
İkinci bölüm: "Anlam Sorunu". Bu başlıkta ise "Anlam" ın farklı anlamları "hayatın anlamı nedir?" sorusuna ne kadar ışık tutar diye soruyor ve "hayatın anlamını bulmak belki de beklediğimiz gibi değildir." diyor.
Üçüncü bölüm: "Anlam Tutulması". "Bir anlam yok mu?" sorusuyla birlikte Çehov'un oyunundan örnekler vererek başlıyor üçüncü bölüm. Edebi eserlerden hareketle modern ve postmodern karşılaştırması yapıyor. Hiçbir şeyin mutlak olmadığını söyleyen yazar; "hayat anlamdan yoksun da diyemeyiz, anlamı var yanılsamasına tutsak da kalamayız." diyor. Aslında kitabın özeti de bu alıntı diyebiliriz.
Dördüncü bölüm: "İnsan Kendi Kaderini Kendisi mi Çizer?". Şimdiye kadar "anlam"ı inceleyen yazar son bölümde "hayat" üzerinde duruyor. Aristo, Nietzsche, Darwin ve Spinoza gibi birçok filozoftan örnekle hayatı inceliyor. Eagleton son olarak, "modernitenin bir özelliği hiçbir sorunu çözüme bağlamamaktır." diyor. Herkese iyi okumalar. Terry Eagleton
Marx, 1847'de Engels ile birlikte göçmen Alman işçilerin ve sanatçıların kurduğu gizli örgüte katıldı. Onların katılımıyla "Komünistler Birliği" adını alan örgüt, 1847 Kasım'da ikinci kongresinde Marx ve Engels'e parti programı hazırlama görevi verdi. Londra'da 1847'de üzerinde çalışmaya başladıkları "Komünist Manifesto'yu" 1848 Ocak'ta tamamladılar.
Manifesto, yazarların ismi belirtilmeden "Komünist Parti Manifestosu" adıyla yayımlandı. 1872'deki basımında Marx ve Engels'in adları yer aldı ve bu basımda ismi "Komünist Manifesto" olarak değiştirildi. Bu ismin seçilme nedeni ise şöyle: 1847'de sosyalizm denince burjuva hareketi, komünizm denince işçi sınıfı hareketi anlaşılıyordu. Sosyalizm Kara Avrupa'sında saygındı, komünizm ise öyle değildi.
*
Manifesto, dört ana bölümden oluşuyor. Birinci bölüm başlığı "Burjuvalar ve Proleterler", ikinci bölüm "Proleterler ve Komünistler", üçüncü bölüm "Sosyalist ve Komünist Literatür", dördüncü bölüm "Komünistlerin Günümüzdeki Çeşitli Muhalefet Partilerin Karşısındaki Tutumu".
Son kısımda ise Marx ve Engels'in manifestonun çeşitli baskılarına yazdıkları önsözlere yer verilmiş. Manifesto, sınıfsız bir toplum için proletaryanın yapması gerekenleri, burjuvazinin elinden siyasal egemenliğin nasıl alınması gerektiğini anlaşılır ve açık bir şekilde dile getiriyor.
"İşçi sınıfının kurtuluşu işçi sınıfının kendi eseri olmalıdır." Herkese iyi okumalar. Karl MarxFriedrich Engels