Ben rahibeleri, kendimiz seçeceğiz zannetmiştim.
Halbuki onlar sokak fahişeleri değildi ki.
Bunlar Tanrıçamızın görevini üstlenen kutsal fahişelerdi, düşünmemiştim o zaman.
Evlenmeden, boşanmadan, ölümden bile vergi alınmış. Bu eski vergi memurları halkın gözünü o kadar korkutmuş ki, "bir beyiniz, bir kralınız olabilir, ama asıl korkulacak vergi memurudur" atasözümüz o zaman başlamış.
Yalnız öğrenmekten başka bir düşüncesi olmayan zevk, neşe dolu çocukluk ve delikanlılık günlerim sona ermişti artık. Birçok sorumluluğu üzerine almaya hazır bir adam olmuştum. İşte o günden sonra yaşamın insanlara getirdiği acı, tatlı olaylar içinde bugüne kadar kavruldum durdum. Onlar, sıkıntılı günlerimin bana neşe veren, beni yaşama bağlayan tatlı anıları oldu.