Doruk

Puan vermedi·136 syf.··
2024 6. kitabı
Başlangıçta insanların tanrılarından başka kralları, dine dayanan yönetimden başka yönetimleri yoktu. İnsanın benzerini kendine efendi diye kabul edebilmesi ve bunun yararlı olacağı umuduna kapılabilmesi için düşünce ve duygularında uzun bir değişiklik olması gerekir. İşte tam burada, devletin varlığının meşruluğunu açıklamak için herşeyin bir anlaşmaya dayandığını öne süren toplumsal sözleşmeciler devreye giriyor. (Hobbes, Rousseau, Locke ) Rousseau'ya göre doğa durumunda bütün insanlar eşitti, doğal eşitsizliklerin önemi yoktu. (Burada "güç" eşitsizlik yaratmaz mi diye sorulabilir; güç eşitsizlik yaratır ama hak yaratmaz.) Toplum halinde yaşamaya geçince eşitsizliklerin artmasıyla insanlar, daha üstün bir güce, "genel irade"nin ortaya koyduğu kurallarla toplumu idare etme yetkisini veriyor. Rousseau, kitabına bu ismi vermesiyle aynı zamanda isim babası olarak da anılıyor. Okumayanlar için bile çok tanıdık bir sözle başlıyor kitap, "İnsan özgür doğar, oysa heryerde zincire vurulmuştur." Peki kitapta nelerden bahsediyor ; üniversite boyunca sürekli duyduğum "genel irade"sinden (HAY serisi baskısında bunu "genel istem" olarak kullanmış.), yönetim biçimlerinden, yönetim şekillerinin devletlere hangi koşullarda uygunluğundan, siyaset ve dinin içiçe geçmişliğinden hatta şaşıracaksınız hangi iklim koşullarında hangi yönetim biçiminin daha uygun olduğunu bile yorumluyor. Ve hiçbir konuyu üstünkörü bırakmadan incelikle irdeliyor bu kitapta. Rousseau'nun çağdaş demokrasinin öncüsü olduğunu kabul ederek, siyaset felsefesine ilgi duyan herkesin okumasını öneririm
Toplum SözleşmesiJean-Jacques Rousseau · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201917,9bin okunma
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Sabrın ne olduğunu hakkında fikir sahibi olmak isteyen biri, bir çocuğun yürümeyi öğrenmesini seyretmelidir.
Sadece geçmişe ilişkin kesinlik vardır. Geleceğe ilişkin çok uzaklardaki ölümden başka kesin olan bir şey yoktur.
Puan vermedi·128 syf.··
2024 11. kitabı
Olgunlaşmamış sevgi. Seni, sana ihtiyacım olduğu için seviyorum, olgun sevgi. Seni sevdiğim için sana ihtiyacım var. Erich Fromm, sevmeye doğumdan, çocukluktan, aile hayatına ve sosyal yaşama, evlileğe dek başka açılardan yaklaşıyor. İçinde bulunduğumuz toplumun, sosyolojik ve ekonomik olarak bizi sürüklediği sevme sanrıları ve içine düştüğümüz boşlukların nedenlerine dair oldukça sorgulamaya iten, düşündürücü bir eser. Keyifli okumalar, sevgiyle kalın. Aşk gibi sonsuz umutlar ve beklentilerle başlayan ve hiç şaşmadan yıkılan bir başka faaliyet ya da yatırım bulmak çok güçtür
Sevme SanatıErich Fromm · Altın Post Yayıncılık · 20127,8bin okunma
Sen de sana ait ne kadar az şey kaldığını yeniden düşün, göreceksin ki vaktinden önce ölüyorsun...