" Onu öpüp de o tarifsiz düşlerini onun fani nefesine teslim ettikten sonra, zihnindekiler bir daha asla, Tanrı'nın zihnindekiler gibi coşup oynamayacaktı."
" İyi geceler, dedi Daisy. Bakışlarını benden çevirip yılın sevilen şarkılarından olan "Sabahın Tam Üçü" isimli güzel ve kısa valsin melodilerinin geldiği, ardımızdaki açık kapıya baktı. Her şeye rağmen, Gatsby'nin bu gelişigüzel partilerinde, Daisy'nin dünyasından olmayan romantik olasılıklar da vardı. Şarkıda onu geri çağıran neydi? Bu karanlık, hesap edilemez saatlerde neler olacaktı? Belki de, gencecik, göz kamaştırıcı ve hatta baş döndürücü güzellikte bir kadın çıkagelecek ve canlı bakışlarını Gatsby'e çevirecekti ve;anın büyüsüne kapıldıklarında ise, kim bilir belki de beş yıldır hiç eksilmemiş olan sadakati ve bağımlılığı bir anda uçup gidecekti."
"Önce ona, sonra benzer bir olayı bir saat kadar önce yaşayan Tom'a baktım. Birden hastalık ve sıhhat haricinde erkekler arasında ne zeka ne de ırk olarak herhangi bir fark bulunmadığı geldi aklıma."
İkinci kere okumaya başlayıp bitirebildiğim bir kitap oldu. İkinci kere başlayıp öyle bitirmemin sebebi ilk okumaya çalıştığım zamanki halimden farklı oluşum. Eğer yaşınız 18 yaş altı veya kendi paranızı kazanmıyor ya da para kazanmanın önemini henüz kavramamış iseniz bu kitapta anlatılan, çokça abartılmış o şaşalı dönemin özellikleri size samimi gelmeyebilir ki, ilk seferde okumaya başladığımda yarım bırakmamın sebeplerinden biri buydu. Ancak, o muhteşem Gatsby'nin karakteristik özelliklerinden ilham almamak mümkün değil bence. Lakin bazı yönlerine de acımamak elde değil. Ancak benim en sevdiğim karakter, olayı anlatan Nick idi. Bence asıl muhteşem olan oydu.