Ali GÖK

Ali GÖK
@Dr_aligok
MFL Cerrahpaşa Tıp Fakültesi
Jack London'un Ayak İzleri
6/10
·64 syf.··
2026 6. kitabı
Kitap üç kısa öyküden oluşuyor. Bunların ikisi "Ateş Yakmak (To Build a Fire)" ve bir tanesi de "Yaşama Azmi (The Love of Life)" isimli öyküler. Ateş Yakmak isimli öyküler bazı ufak farklılıklara sahip olsalar da temelde aynı hikayeyi anlatıyorlar denebilir. Ancak okurken haz veren şöyle bir farklılık var: Bu öykülerden ilki 1901'de yazılmış olup "To Build a Fire" başlığıyla çocuk/gençlik öyküsü olarak (2600 kelime uzunluğunda) The Youth Campanion adlı gençlik dergisinde yayımlandığında Jack London umut vadeden bir öykü yazarıydı. Ancak 1908'de yazılan ikinci öykü öncekinin yaklaşık 3 katı uzunluğunda (7100 kelime); karakter,mekan,final olarak farklı ve anlatım olarak da daha gelişmiş bir metindi. Bu öyküyü yazdığında Jack London Vahşetin Çağrısı, Beyaz Diş, Deniz Kurdu, Demir Ökçe gibi romanlarını yayımlamış,ünlü bir yazardı artık. Daha çok deneyime sahip ve anlatım olarak da daha olgun bir tarza sahipti. Konu aynı,yazar aynı fakat tecrübe farklı ve bu farkın öyküye olan etkisine şahit olmak bir hayli keyif veriyor. Yazarın gelişimine şahit olmamıza fırsat vermesi bu iki öyküyü özel kılıyor. Kitaptaki üçüncü öykü olan "Yaşama Azmi" de ilk iki öykü gibi soğuk ve vahşi bir coğrafya ile mücadele eden bir adamın hikayesini konu alıyor. Kitap zaten oldukça kısa. Sıkıcı bir günün kollarında iken bir kurtarıcı olarak veyahut benim yaptığım gibi güzel bir havada çayın yanına tatlı niyetine okunabilir :D Üsküdar Valide-i Atik Camii'nde okuduğum bu kitabın incelemesini de burdan yazıyor,selam ve sevgiyle noktayı koyuyorum. Görüşmek üzere :))
Ateş YakmakJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202516,2bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Yüzbaşı Nemecsek'e Saygıyla
9/10
·240 syf.··
2026 5. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 12 Mayıs 2026 19:46
Kitaba daldığım bu günlerde okuyabileceğim en güzel kitaplardan birini okudum sanırım. 2 gündür Pal Sokağı'nın çocuklarından biri olarak yaşıyorum. Hatta dünkü 5 saatlik uzun ve sıkıcı Mikrobiyoloji dersinde de ara ara orda olsaydım hangi rütbeye sahip olacağımı düşündüğüm de doğrudur :D Yazdığım 4 adet incelemeden edindiğim minik tecrübeme dayanarak önce yazar ve kitap hakkında fikirlerimi yazıp sonrasında ise spoiler içerebilecek olan, kitabın içeriğine değinecek birkaç cümle ile noktalayacağım inşallah. İşin aslı Ferenc Molnàr hakkında neredeyse hiçbir fikrim yoktu. İsmi söylense yazar olduğunu dâhi tahmin edemeyebilirdim. Fakat bu kitaptan sonra rahatlıkla söylüyorum ki kalan diğer tüm kitapları konusunda tetikte olacağım. Okuma fırsatı bulduğumda kesinlikle değerlendireceğim. Zira anlatış tarzı çok hoşuma gitti. Hikayenin hiçbir yerinde takıldığımı hissetmedim. Ara ara anlatıcının yaptığı açıklama ve hatırlatmalar sayesinde konudan kopmak gibi bir sorun da yaşamadım. Ayrıca çevirmenin de hakkını vermek istiyorum. Kitap bitince çevirinin kalitesi dolayısıyla onun da ismine bakma ihtiyacı duydum. İstanbul Tıp Fakültesi mezunu bir hekim olan Yonca Aşçı Dalar hanımefendi hakikaten güzel bir işçiliğe imza atmış. Gelelim kitaba... Dediğim gibi,yazar hakikaten kitabın hakkını vermiş. Hikayeyi öyle güzel işlemiş ki kitabı okurken acaba kendi çocukluğunu mu yazdı diye düşündüm. Bu konuda internette biraz bakınsam da hiçbir bilgi bulamadım. Birkaç yerde anlatıda ufak hatalar olsa da (Göle düşen Nemecsek'in sırılsıklam olduğu halde seranın içinde cebindeki kibriti çıkarıp yakabilmesi ve bu yüzden Kırmızı Gömlekliler tarafından fark edilmeleri gibi .d) kesinlikle okuduğum en güzel hikayelerden biriydi. Bir gün Budapeşte'ye gidersem Pal Sokağı Çocukları heykellerini
1000Kitap
Pal Sokağı ÇocuklarıFerenc Molnar · Yapı Kredi Yayınları · 202536,2bin okunma
Buzullar Arasında Bir Kış
7/10
·96 syf.··
2026 4. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 11 Mayıs 2026 03:04
Klasik Jules Verne işte :D ilkokul günlerime döndürdü beni gerçekten. "Balonla Beş Hafta" okuduğum ilk kitabıydı. Sonrakilerin hepsi gibi o da akıp gitmişti. Şimdi de bu kısa öyküyü okuyunca o günlere döndüğümü hissettim. Dimağıma o tat çalındı yani :D Yarın okul var ama ben uykumu getirsin diye birkaç sayfasını okuyayım dediğim kitabı bir çırpıda bitirdim. Saat üçü geçmişken de incelemesini yazıp yatayım bari dedim. Bundan sonrası spoiler içerebilir. Başta dediğim gibi, aktı gitti gerçekten. Korkusuz Kız adlı gemisiyle sefere çıkan Kaptan Louis Cornbutte tehlike sinyali aldığı bir uskunanın yardımına koşmak üzere iki tayfasıyla gemiden ayrılır fakat bir daha geri dönemez. Gemiyi babaocağı Denkerque'e ikinci kaptan André Vasling geri getirir. Oğlu Louis'in öldüğüne inanmayan ve kendisi de kurt bir denizci olan Jean Cornbutte mürettebatı ile birlikte onu aramak üzere yeniden denize açılır. Tabii bu sırada yanında dostu Panellan ve Louis'in de nişanlısı olan yeğeni Maria vardır. Türlü engel ve tehlikeler atlatılır. Sonunda Louis bulunur. Ancak gemide bir isyan baş gösterir. Maria ile evlenmek isteyen ikinci kaptan André Vasling kayıp Norveçlileri de yanına alarak kahramanlarımızı öldürmeye çalışır. Fakat gemiye saldıran ayılar sayesinde bu durum gerçekleşmez. Jean Cornbutte ise isyancıların limon stoğunu saklamalarından ötürü skorbütten hayatını kaybeder. Diğer karakterler eve sağ salim ulaşır ve beklenen evlilik sonunda gerçekleşir. İşte böyle... Çocukluğumuzun yazarı Jules Verne'den her anı dolu dolu bir macera hikayesi :D
1000Kitap
Buzullar Arasında Bir KışJules Verne · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20205,9bin okunma
Anneler iyi ki var
6/10
·192 syf.··
2026 3. kitabı
·
92 günde okudu
·
Okunma: 10 Mayıs 2026 13:33
(Spoiler içerebilir) Bugün 10 Mayıs 2026 Pazar. Annelerimize atfedilmiş olan mayısın ikinci pazarı... Kitabı daha önce bitirmiş olsam da incelemesini yazmak bugüne kısmetmiş. Kitapta Christy'nin olduğu kadar (hatta belki de daha fazla) annesinin mücadelesini de izliyoruz. Zira Christy'nin mücadelesi kendisi için fakat annesininki bir başka beden için... Bir insanı kendinden daha çok sevip düşünebilmek bence sevginin en üst,en kutsal evresi. Başka bir bedeni kendinden daha çok önemsemek... Üstelik ucunda hiçbir çıkar olmadan! Bize bedeninden,hayatından,her şeyinden pay veren; bizi kendi varlıklarının önüne koyan annelerimiz iyi ki var. Gelgelelim kitap incelemesine... Kitapta Serebral Palsi (Beyin Felci) tanılı Christy'nin yaşadığı zorlukları ve başarı hikayesini okuyoruz. Dublinli bir duvar ustasının 22 çocuğundan biri olan Christy hastalığı yüzünden sadece sol ayağını kontrol edebiliyor. Bir zihnin dış dünya ile en güçlü bağlantısı olan bu sol ayak onun bir ressam ve yazar olmasını mümkün kılıyor. Ressamlığı gerçekten hoşuma gitse de "Sol Ayağım" özelinde yazarlığını pek beğenemedim. Hikaye çok güzel olsa da edebi açıdan lezzet patlaması yaşayamadım. Kapağında yazdığı gibi "Modern çağın başyapıtlarından biri" değil yani. Ama okunmaya değer olduğunu düşünüyorum. Okuyan bir arkadaşımın olumsuz görüşleri dolayısıyla Sol Ayağım'ın devamı olan "Her Gün Hüzün" kitabına başlamadım. Edebi olarak haz alamadığımı zaten söylemiştim. En azından hayatının devamını öğrenebilmek adına kitabın uyarlaması olan filmi izledim. Onu da pek beğendiğim söylenemez,başrolüne Oscar aldırmasına rağmen .d Öyle işte... Söylenecek daha fazla söz bulamadım. İlham verici bir hikaye, tavsiye ederim. İnsan beyni öyle mucizevi bir şey ki yeter ki sızacak en ufak bir çatlak
1000Kitap
Sol AyağımChristy Brown · Nemesis Kitap · 201794,9bin okunma
BİR 'YUNUS' ROMANI: OD
10/10
·361 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 08 Şubat 2026 15:04
Nasıl başlasam bilemiyorum. Gönül telimi titreten bir kitap oldu doğrusu. Çokça etkiledi gerçekten. Okumaya başladıktan sonra bir baktım ki Yunus ilahileri dinleyip Yunus şiirleri okumaya başlamışım. Ama öyle kendiliğinden oldu ki bu... Sanki Yunus'a derviş olmak için yola çıkmışım gibi. Kitaptan önce âbide pek hayranlık duymaz Allah razı olsun der geçerdim sadece. Hayranlığım âlime ve bilgiye idi. Bir gün olmak istediğim seviye de âlimlikti. Ancak okudukça anladım ki âbid olunmadan âlim olunmuyor. İnsan Allah için öğrenmeli,bildiğini de Allah için kullanmalı ki ilmi ibadete dönsün; bildiğini kötülükte kullanmasın. Bir çocuk da elbet bilebilir bunu ama önemli olan hissetmek. Kötü kötülüğün kötü olduğunu bilmiyor mu? Elbet biliyor. Ama hissedemediği için devam ediyor. Neyse... İskender Pala dilinden çıkayım :D Kitap Yunus'u ve Yunus'un dönemini oldukça güzel işlemiş. Yer yer insan tıkanıyor gibi hissetse de esasında asıl üstüne düşünecek paragraflar onlar diye düşünüyorum. Muhtemelen yazarken yazarı en çok zorlayan yerler de onlar olmuştur. Çünkü her cümlesi bir hikmet üzerine yazılmış satırlar... Kitapta olay örgüsü gereği olanları sadece Yunus Emre ve oğlu İsmail (Samuel)'in ağzından dinleyebiliyoruz. Birazcık da Molla Kasım'ın ağzından işte... Ama ben Sitare (Elif)'nin,Satı Nine'nin,Abakay Derviş'in ve belki dahasının ağzından da dinlemek isterdim. Özellikle Sitare'nin... Okurken onların hikayesini eksik dinlemiş gibi hissettim. Ama olsun,kitap gerçekten hem keyif verdi hem de ruhuma dokundu. Kesinlikle tavsiye ederim. Son olarak bir Yunus şiiri bırakarak bitireyim zira olmazsa olmaz: Ben dervişim diyene, bir ün edesim gelir Seğirdüben sesine, varıp yetesim gelir Sırat kıldan incedir, kılıçtan keskincedir Varıp anın üstüne, evler yapasım gelir
1000Kitap
Odİskender Pala · Kapı Yayınları · 202248,9bin okunma