Hayatta karşımıza çıkan her şey ne yazık ki iyi niyetli değil.
Manipülelere gelmemeliyiz, kandırılmamalıyız. Çünkü bazen insanlar, kendi çıkarları için başkalarının iyi niyetini kullanmaktan çekinmiyor. Bunu görmezden gelmek, kendimizi avutmak ya da “Benim başıma gelmez” demek bizi daha da savunmasız bırakır.
Hayatta iyilik kadar kötülüğün de var olduğunu bilmek, aslında bizi karamsar yapmaz; tam tersine bizi güçlü ve hazırlıklı kılar. Bu gerçeği yok saymak, sadece bizi değil, bizden sonraki nesilleri de zayıf bırakır. Çünkü çocuklarımız, dünyaya gözlerini açtıklarında yalnızca masallardaki iyilikle karşılaşmıyor; onların da kendi sınırlarını, haklarını bilmeye ve gerektiğinde korumaya ihtiyaçları var.
Bu yüzden bilinçli ebeveynler olmak çok önemli.
Çocuklarımıza susmamayı, korkmamayı, hakkını aramayı öğretmeliyiz.
Onlara, iyi niyetli olmanın saflıkla aynı şey olmadığını, kendini korumanın kötü kalpli olmak demek olmadığını anlatmalıyız. Birinin kalbini kırmadan da, sınırlarını çizebileceğini bilerek büyümeliler.
Ve en önemlisi, onlara söz hakkı vermeliyiz.
Ebeveynler olarak sadece nasihat eden değil, dinleyen, anlamaya çalışan, sorularına değer veren, onların küçük yaşta bile düşüncelerinin kıymetli olduğunu hissettiren insanlar olmalıyız. Çünkü susmayı öğrenen çocuk, büyüdüğünde kendini savunamayan yetişkinlere dönüşür. Korkmayı öğrenen çocuk, hakkını aramaktan vazgeçen bir birey olur.
Hayatın sadece pembe sayfalardan oluşmadığını, kimi zaman sert, kimi zaman haksız, kimi zaman da adaletsiz olabildiğini kabul ederek; çocuklarımızı da hem kalpleri güçlü hem de bilinçleri uyanık insanlar olarak yetiştirmeliyiz.