Arabın Türke karşı ihanetinin derecesini anlamak için Osmanlı or- dusunda subay olarak görev alan Arap subayların Türkü arkadan ve içlen vurmak amacıyla kurdukları örgütler hakkında bilgimiz olması gerekir. T.E. Lawrence, Seven Pillars of Wisdom; A. Triumph adlı yapıtında "Akhua" adındaki ana Arap cemiyetinin resmen lağv edil- mesinden sonra Mezopotamya'da Ahad adını taşıyan gizli bir cemiyetin kuruluşunu hikâye eder. Bu cemiyet, ki Lawrence'in ifadesine göre son derece tehlikeli bir teşkilat niteliğindeydi, Osmanlı ordusunda görev yapan Arap subaylardan kurulmuştu.
Osmanlı devleti, "Eşek Türk!" diye ad- landırdığı Anadolu Türklerine gösterdiği muameleden çok daha iyisini Araplara göstermiştir!
(Not: Bu konuda bilgi edinmek isteyen Naima Tarihini okusun.Osmanli anadolu Türklerine Etrki bi idrak akilsiz Türk köpek suratli Türk gibi hakaretler etmistir)
Arap ayaklanmasına önayak olanlar arasında özellikle Türk askeri okullarında okuyan ve eğitim gören Arapların büyük rolü olmuştur. Osmanlı devleti hizmetindeyken bile Arap subayların ve memurların hemen tümü Türkiye aleyhine gizliden gizliye çalışmaktaydılar. İngilizlerle birlik olup Türke karşı cephe alırlarken Arap milliyetçiliği adına en yararlı ve en et- kili davranışta bulunduklarına inanmaktaydılar. İngilizlerle ve Fransızlarla dostluk kurup ittifaklar imzalayan Kral Hüseyin, oğullan ve Kral Faysal, Arap milliyetçiliğinin amaçlarına yabancı desteğiyle kavuşacaklarını düşünmüşlerdir. I. Dünya Savaşı'nın İngilizler ve Fransızlar lehine bitmesi halinde Arap ülkeleri sınırlarının Türkiye aley- hine genişleyeceğini hesaplamışlardır. Bu sınırlar al-Fata ve al-Ahd ku- ruluşlarınca iyice belirtilmişti; Kral Faysal bu planı İngilizlere kabul et- tirmek istemişti. Ne var ki, bir yandan Arap-İngiliz görüşmeleri uzayıp giderken, diğer yandan da İngiliz-Fransız-Rus diplomatları Arapları ar- kadan hançerleyecek görüşmelere dalmışlardı. Sykes Picon Treaty adı altında bu diplomatlar tarafından imzalanan antlaşmada Arap ülkelerinin, bu üç ülkenin etki alanına göre parçalanması öngörülmekteydi.
I. Dünya Savaşı'nın sonlarına doğru Türke karşı muhasım bir tutumu vardır ki, düşman kuvvetlerin Osmanlı İmparatorluğuna karşı hücuma geçmeleri yolunu açmıştır.21 Kısaca belirtmekte yarar vardır ki, 1913 ile 1919 yılları arasında Türkün en biiyük düşmanları Loyd Georges'lar (İngilizler) ya da Wilson'lar (Amerikalılar) ve Clemenceau'lar (Fransızlar)... vb. değil, Araplardı: İbn Suud'lar, Mekke Şerifi Hüseyin'ler ve Emir Faysallar... vb. Daha önceki sayfalarda ve bundan sonrakilerde bu Arap şeyhlerinin adlarını, yaptıklarını sık sık gördük ve göreceğiz. 1974-1975 Türkiye'sinde Türk siyaset adamlarından bazılarının kendilerine baş tacı eder oldukları ve Türk halkının yakın dostu diye göstermeye çalıştıkları ve hatta Türkiye'nin haysiyetini in- citircesine yaranmaya uğraştıkları Arap şeyhleri işte bu sözünü ettiğimiz Suud'ların, Faysal'ların evlatları ve torunla
Osmanlı İmparatoıiuğu'nun iç birliğine içten gelen ilk darbeyi Arap hazırlamıştır. Hilafetin Türklere ait olamayacağı bahanesiyle Vahhabîler, Osmanlı devletine karşı ilk ayaklanmayı oluşturanlardır