En sevdiğim kitaba en güzel incelemeyi yazmak isterim ama kelime dağarcığım bana ne kadar yardımcı olur acaba?
Bu kitabı özeten değilde bana hissettirdikleriyle anlatmak istiyorum. Öncelikle ben hiçbir zaman en sevdiğim şeylerin neler olabileceğine karar verebilen bir insan olmamıştım, ne bir rengi ne bir filmi en sevdiğim seçemiyor kendime yakıştıramıyordum ama artık en sevdiğim kitabın Çalıkuşu olduğunu bol keseden söyleyebiliyorum. Neden? Biraz uzun. Ama özellikle de bu mecradaki insanların daha iyi anlayabileceğini düşündüğüm bir duyguyu paylaşarak başlamak isterim.
Herkesin kendini rahat hissettiren hayatının bazı zamanlarında tekrar tekrar okuduğu ‘comfort’ yani uyarlarsak rahat/güvenli bir kitabı vardır. Benim de güvenli kitabım Çalıkuşu olur. Reşat Nuri Güntekin öyle bir eser bırakmış ki ben bu kitabı hayatımın her döneminde açıp okuyabilirim sanırım.
Şu sıralar -sınav kaygısındandır büyük ihtimal-biraz tanıdıklık hissine, biraz rahatlamaya ihtiyacım vardı. Elimi korkmadan atabileceğim sayılı kitaplardan ilkidir. Alalı da yuvarlak hesap 10 yıl olmuş, zaman kavramım belli dönemlerde kaydığı için hala 10 yılı kabul edemiyorum.
İlk lisede 9. Sınıfta okumuştum sonra yeri geldikçe 2. Defa 3.defa daha okumuşumdur. Bu kaçıncı hiç bilemedim ama böyle bir kitap bir kere okunmaz zaten.
Velhasıl Çalıkuşu, benim hiç kuşku duymadan söyleyebileceğim en sevdiğim kitabım oldu. Feride’nin o ele avuca sığmaz ve hırçın mizacı, içindeki çocuklara duyduğu bitmez sevgisi, merhameti, güneş gibi girdiği her yerde parlayan neşesi beni her okuduğumda bu karaktere karşı bir miktar gıpta ettiriyor. Kitabın ilk sayfalarından sonuna kadar sevgiye aç genç bir kız çocuğunun nasıl bir yaprak gibi savrularak yaşadığını okuyoruz. Ama adı ister İpekböceği ister Gülbeşeker olsun Çalıkuşu hep