Sündüs

Sündüs
@Dreamcatchim
Spoiler İçerir!
Puan vermedi·144 syf.··
2026 2. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 16 Şubat 2026 18:46
Birden bire çok fazla kişi tarafından paylaşıldığını ve sevildiğini görerek meraka düştüğüm yazarın, okuduğum ilk eseri oldu. Diğerleri de hazır bekliyorlar. Türk edebiyatı benim için daha kapısı çok sık çalınmamış bir dünyadır diyebilirim. Bu konuda iyi bir şekilde influence olduğuma çok mutlu oldum çünkü hiç merak edip okumayacaktım belki de ama söylendiği kadar varmış gerçekten. Böylesine ilginç bir konusu olan kitap tabii ki kısa zamanda aktı gitti, yazarın kalemi de ne kadar eğlenceli ise elime aldığımda hep devamını merak ederek bıraktım. Konusu ve sonu yönünden bolca ters köşe yediğim bir kitap oldu, bir şeyleri tahmin etme konusunda da oldukça kötü olduğumu düşünürsek çok şaşırtıcı değil aslında. Kitabın sonuna doğru baktım belki de yazar açıklamasında yaptığının tersini yaparak cinleri perileri gerçek yapacak, sonunda da hepsi telef olacak sanmıştım. Utanmam gerekir, böylesine usta bir insan tabiki asıl gerçeği aslına daha yaraşır bir şekilde bitirecek, ben anlamamıştım. Ana kapılıp Muhsine gibi ben de her şeye boyun eğmiştim, geçmiş yıllardaki insanların düşüncelerini ve inançlarını düşünürsek sonunu bu kadar güncel beklemememin sebebi çok belli aslında. Ama yazar öyle zeki bir insanmış ki bu sonu şimdi bile yapılabilecek bir gerçeklikle açıklamış. Kitabın zamansızlığını, insanoğlunun her dönemki aç gözlü davranışlarını ve cahilliğini ele almasına bağlıyorum, tabii ki Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın eşsiz kalemi ve nüktedan kişiliğini de unutmayarak.
Duygu/Düşünce
GulyabaniHüseyin Rahmi Gürpınar · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202517,9bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
9/10
·436 syf.··
2025 13. kitabı
·
52 günde okudu
·
Okunma: 21 Aralık 2025 00:52
Bunca zamandır gözden kaçırdığım Ahmet Ümit kitabı: Kırlangıç Çığlığı. Güzel bir beklentiyle başlamıştım, kitabın sonunda gerçekten istediğimi de aldım. Kitap Körebe lakablı bir katilin 5 yıl önce son verdiği seri ölümlere yenilerini eklemesiyle başlıyor. Yıllar önce işlenen bu cinayetler öyle bir ustalıkla halledilmiş ki Körebe’ye dair hiçbir ipucu yakalanmamış. Başkomiserimiz ve ekibi yeniden başlayan bu kanlı ritüelin arka planını araştırırken pek çok karanlık hikaye ile karşılaşıyorlar. Adaleti hiç sağlanmamış pedofili hastalarının mağdurları, mülteci sorununun ortaya çıkardığı çaresizlik sarmalından faydalan organ kaçakçıları ile tüm bunların ortasında kalan savunmasız ve masum çocuklar. Zamanında verilmemiş adaleti, zorla geri almaya gelmiş bir katil çıkıyor sahneye. Körebe bir seri katil değil de adaleti sağlamaya gelmiş bir intikam meleği olabilir miydi? Tüm bu hikayenin yanında bazı sorulara da cevap arıyoruz. İnsan çaresizliğe düştüğünde etik ve ahlakın sınırını ne kadar geçebilir yoksa tüm insanlar belli şartlar sağlandığında o sınırı hep aşabilecek potansiyele mi sahip? Bu sorularla beraber kitap boyunca bizi sürekli düşündüren bir ikilem de mevcut: pedofili bir hasta toplumdan yok mu edilmelidir yoksa bir insan olduğu unutulmamalıdır mı? Doğrusu üstüne en çok düşündüğüm konu bu soruydu. Bu ikileme kitapta da farklı açılardan yaklaşımlar görüyoruz. Ben iki tarafın da kendi içinde haklı olduğunu düşünüyorum. Oran olarak biraz daha fazla ağırlık verdiğim düşünce, Başkomisere ve Zeynep’e ters olsa da ben de Ali ve Münir gibi, pedofililerin ne olursa olsun ağır bir şekilde cezalandırılması gerektiğini düşünüyorum. Başka çocukları mağdur edip yeni pedofililer kazandırmadıkları, toplumdan uzak tutuldukları veya yok olmaları gerektiği fikrine daha çok
Duygu/Düşünce
Kırlangıç ÇığlığıAhmet Ümit · Yapı Kredi Yayınları · 201939,8bin okunma
10/10
·304 syf.··
2025 11. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 25 Ekim 2025 20:04
‘Roger Ackroyd Cinayeti’ni Agatha Christie’nin en beğenilen kitabı olması sebebiyle aşırı merak etmiş ve aramaya başlamıştım, birkaç yerde de bulamayınca (online da dahil) daha da hırslanmış ve bulduğum ilk yerde alıp hemen okumaya başladım. Kitabı bitirirken birden çok duyguyu aynı anda hissettiğimi hatta üzüntümün şaşkınlığımı gölgelediğini söylersem abartmış olmam. Bu kadar iyi kurgulanmış, katmanlı ve zekice, her bölüm sonrası bir sonraki sayfayı merakla bekleten bir kitaba ne sıklıkla denk geliyoruz ki? Hakkını yemek olmasın bundan önce de Agatha Christie’nin birkaç kitabını okumuştum ve onlarda beni gafil avlamıştı ama özelikle böyle farklı bakış açılarına sahip kitaplar okumak beni hep daha çok heyecanlandırır. Kitaba bir beklentiyle başladığımı ve kesinlikle beklediğim şeyi aldığımı da söylemek isterim. İnsanların bu kitabı neden bu kadar beğendiğini tam olarak anlayabiliyorum. Kitabı ne kadar çok beğendiğim üzerine yazdığım bu koca paragraf sonrası artık kitabın konusu ve özeti hakkında konuşabiliriz sanırım. Kitap; King’s Abbot kasabasında yaşayan,zengin ama cimri denilebilecek bir adam olan Roger Ackroyd’un öldürülmesinin haberini gizemli bir telefonla alan Dr. Sheppard’ın, kasabaya yeni taşınmış olan Hercule Poirot isimli eski ve meşhur bir dedektif ile beraber bu gizemi aydınlatma sürecini anlatıyor. Zaten kasabada hali hazırda bir ölüm haberi devam ederken bu cinayet ile de işler iyice karışmaya başlar. Fernly Malikanesinde bulunan herkes bir cinayet şüphelisi adayıdır ve bazı kişilerin bu cinayet için yeterli sebebi de fırsatı da vardır. Özellikle de Ackroyd’un üvey oğlu Ralph Paton’un ortadan kaybolması tüm şüpheleri üstüne çekmesine neden olur. Ama malikane halkı sırlarını saklamaya devam etmek ister ve Hercule Poirot’nun gerçek için daha çok
Duygu/Düşünce
Roger Ackroyd CinayetiAgatha Christie · Altın Kitaplar · 20245,6bin okunma
9/10
·272 syf.··
2025 10. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 06 Ekim 2025 21:38
En son ne zaman böyle bir kitap okudum hatırlamıyorum. İçeriğinin psikolojik yanını çok sevdim özellikle de başkarakterin çarpık düşünce yapısını okumak bence kitabı ilginç kılan en önemli kısımdı.Aynı zamanda diğer bir başkarakterimizin gözünden de olayların anlatılması bence hem karakterleri daha iyi anlamamızı ve analiz etmemizi sağlıyor hem de kitabı derinleştiriyor. Kitabı anlatmam gerekirse tek hobisi kelebek koleksiyonculuğu olan ve memur yaşantısı süren Frederick’in yaptığı bahisten para kazanmasıyla aldığı aksiyonu anlatıyor. Bahsi geçen aksiyon ise yıllardır uzaktan izlediği ve aşık olduğunu düşündüğü Miranda isimli bir sanat öğrencisini kaçırmasıdır. Böylece ilk kısımda Frederick’in bakış açısıyla yaşanan tüm olayları okuyoruz. Doğrusu benim favori kısımlarım sanırım burası. Bazen anlayamadığım insanları düşünüyorum-empati bile kuramadığım tipte insanları-. Bu insanların kafa yapılarının nasıl işlediğini, mantıklarının nasıl çalıştığını ve kendim için etik ve ahlaki kurallara oturttuğum bazı normların bu insanlarda neye tekabül ettiğini belki de etmediğini merak ediyorum. O açıdan bakınca Frederick’in ne düşündüğünü, bunu neye göre tasarladığını ve kendini nasıl akladığını okumak çok keyifliydi. Dediğim gibi birde olayları Mirandanın ağzından dinlediğimiz yer var. Aslında kitaba başlarken böyle bir şeye ihtiyacım olduğunu hiç düşünmemiştim ama böyle bir kısmın da olması bence kitabı daha derin kılmış oldu, özellikle de Mirandanın düşüncelerini okuyabilmek çok zevkliydi çünkü uzun zaman boyunca o mahzende kalıp ne düşündüğünü hiç düşünmemiştim , bu da böylece benim için şaşırtıcı oldu. Böyle böyle sona yaklaşıyoruz ve ben kitaba dair bir son hiç aklımdan geçirmedim çünkü her şey olabilirdi ama yazarın sonu gerçekten bu kitaba yakışır bir şekilde oldu bence.
Duygu/Düşünce
KoleksiyoncuJohn Fowles · Ayrıntı Yayınları · 202410,9bin okunma
9/10
·288 syf.··
2025 7. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 13 Ağustos 2025 23:39
Hyunam-Dong Kitabevi, kitap okumayı çok seven ve bu ilgisini etrafındaki insanlarla paylaşmak isteyen, hayali bir kitabevi açmak olan Youngju’nun bu hayalini gerçekleştirmesiyle başlıyor. Zamanla bu kitabevi kalabalıklaşıyor, yeni yeni kişiler tanıyoruz. Yolu bu kitabevinde kesişen bu insanların hikayelerini, hayat görüşlerini ve acılarını dinliyoruz. Sonra yavaş yavaş bu kişilerin birbirlerine yaslanmaya başladıklarını, geçmişleriyle çatışmalarını çözmeye çalışırken bugünden de keyif alarak yaşamlarını sürdürmeye çalıştıklarını okuyoruz. Tüm hayatı boyunca durmadan çalışmış ve gömleğini ilk baştan doğru iliklemiş olmasına rağmen bir iş bulamamış ve kendini hayal kırıklığı olarak gören bir barista, kocasından sürekli şikayet eden bir kahve fabrikası sahibi, susemi örmeyi seven kibar bir müşteri, çocuğuyla ne yapacağını bilemeyen bir anne, geleceğiyle ne yapacağını bilemeyen bir lise öğrencisi ve geçmişindeki acılarla yüzleşmeden kitabevi hayalini gerçekleştirmeye çalışan bir kitap aşığı. Hepsi Hyunam-Dong denen mahalleki bu kitabevinde buluşucaklar. Öyle ki okurken siz de o kitabevinin içinde gibi hissedeceksiniz. Kitap raflarının arasında dolaşırken Youngju’nun kitaplara bıraktığı notları görecek, minjun’un hazırladığı kahvenin kokusunu içinize çekeceksiniz. Bu kitabevi size kendinizi sımsıcak hissettirecek.
Duygu/Düşünce
Hyunam-Dong KitabeviHwang Bo-reum · Athica Yayınları · 202415,1bin okunma