Esra

"Sen daima o içi dolu adamsın. Daima büyük bir alevle sarıldığını hissettiğin başın ancak toprağın altında soğuyacak ve ancak toprağın altında sen bu en tatlı ve en korkunç mest edici ve haşlayıcı hararetten ayrılacaksın. "
Sayfa 62·Kitabı okudu
Reklam
Hayatın klasik tahlillerimizi geride bırakan bir yürüyüşü var
Sayfa 55·Kitabı okudu
Ruhi varlığımız hazla kederin muvazenesine istinat eder, işte en büyük adalet ve müsavat! İnsan, çektiği ızdrap nispetinde zevk duyar:Ne kadar acıkırsa yemekten, ne kadar yorulursa dinlenmekten, ne kadar ararsa bulmaktan o derece zevk alır. İhtiyaç ve ızdırapla muvaffakiyet ve saadet arasındaki bu riyazi tenasüp, bütün insanlar arasında tam ve ezelî bir müsavat temin etmiştir. Eğer bir adamın hayatında duyduğu haz ve keder yekûnları hesap edilecek olursa görülecektir ki hiçkimse kimseden daha fazla ne mesut ne de bedbahttır. Hepimiz kahkahalarımızı gözyaşlarımızla ödüyoruz ve bu hususta bir dilenci bir milyarderden farksızdır.
Sayfa 49·Kitabı okudu
Her meselede iki zıt kutup arasında çırpınan insan ruhunu tereddütten harekete geçirmek için, kendime yeniden istikamet vermek mecburiyetinde olmak hoşuma gidiyordu.
Sayfa 35·Kitabı okudu
İslam düşüncesi insanın evren içerisindeki şerefli konumu ile Alah'a karşı sonsuz kulluğu arasındaki dengeyi en güzel şekilde sağlamıştır. Bu dengeye göre o ne ilahlaştırılabilir ne de hor görülebilir. Varlik âlemi icinde insan, Allah'in bütün esmasınin tecelli ettiği yegâne varlıktur ama aynı zamanda Allahın kuludur, Her insan kendine özgü bir "esma bileşeni"ne sahip, başlı başına bir âlemdir. Optimal gelişme potansiyelini (ism-i azamı), yaratılış yapısı itibartyla derununda taşır. Mevlana bu potansiyeli, bir kayanın içinde gizli kalmış "yakut"a benzetir.
Sayfa 19
Reklam