Onlar işportaya konan bir elma gibi onu süsleyip temizlemişler, parlatmışlar, sonra yağlı bir müşteriye okutmuşlardı. Kız yetiştirmekten de gaye bu değil miydi?
Kafasından: “Ne halt ederlerse etsinler ! “ diye bir düşünce geçerken kendini topladı ve : “ Acaba sarhoşluk insanın bütün hislerini öldürüyor mu ? “ dedi. Fakat birdenbire içi ezildi: “ Ben içmeden evvel de böyleydim. Şimdi hatırlıyorum!” diyordu. “ O zaman da Ömer’in halleri beni kızdırmıyordu. Ne üstüme vazife demeye başlamıştım. Bu hal bende bir kere daha olmuştu. Ne zaman?.. Bilmiyorum. Fakat bu korkunç bir şey... Emine teyzelerde böyle olmamış mıydım? Belki biraz başka şekillerde... Fakat aynı hislerdi... Kendimi bırakmak ve ne olursa olsun karışmamak... Gönlümün onlarla hiçbir ilişiği kalmadığını gösteren bir his...
Onu bu kadar harap görmeye dayanamıyordu. En ümit etmediği zamanlarda onu Ömer’e bağlayan bir his, bu adamın şu anda yüzde yüz kendisine muhtaç olduğu hissi ve bunun verdiği gurur, genç kadına her şeyi unutturuyordu.
...Sana teşekkür borçluyum evlat...Bana dünyanın hakikaten suratına tükürülmeye bile değmez olduğunu ve bu dünyada suratına tükürülmeyecek bir tek, ama bir tek insan bile bulunmadığını sağlam bir şekilde ispat ettin. Böyle biri mevcut olsa o sen olurdun ve şimdi buraya gelinceye kadar içimde bir şüphe vardı. Şu kâinatta belki bir de iyi taraf vardır, fakat görmek bize nasip olmuyor diyor ve seni düşünüyordum. Bir daha teşekkür ederim. Beni boş hayallerle avunmaktan, yaptığıma pişman olmaktan kurtardın.