Dr.Fibonacci

Dr.Fibonacci
@Drfibonacci
Dört asrın görkemi
Bilet aldıktan sonra girdiğiniz yerde karşınıza Cellat Çeşmesi çıkacak. Karşılama için pek hoş bir isim olmasa da Çizmekapı denilen yerden Ortakapı’ya kadar uzanan duvarın önünde yer alan çeşmeye dikkat etmeden geçmeyin. Burası infazlardan sonra cellatların ellerini, satır ve kılıçlarını yıkadıkları yermiş. Sarayda cellat uygulamasına, Sultan Abdülmecid döneminde Tanzimat Fermanı ile birlikte son verilmiş.
Sayfa 24·Kitabı okudu
Tarih
Reklam
Bir rüyanın mabedi
İmparator Iustinianos bir gün rüyasında etrafına ışıklar saçan bir aziz görmüş. Aziz, üzerinde bir kilise çiziminin yer aldığı gümüşten bir levha uzatmış ona. İmparator öyle etkilenmiş ki uyandığında, rüyasında gördüğü bu kilisenin aynısını yaptırmaya karar vermiş. Üstelik kilisenin adı da hazırmış çünkü rüyasındaki aziz kulağına fısıldamış: Hagia Sophia. Ertesi gün rüyasını başmimarına anlatınca şaşkınlığı bir kat daha artmış. Çünkü onun da aynı rüyayı gördüğünü, uyanınca da gördüğü kilisenin çizimini yaptığını öğrenmiş. O çizime baktığında aynı kilisenin rüyasını gördüklerini anlamışlar ve dünyanın en görkemli mabetlerinden birinin inşası başlamış.
Sayfa 14·Kitabı okudu
Hayat
Doğanın kucağında-Beykoz Korusu
Abraham Paşa, Ermeni bir devlet adamıymış. Kuyumculukla uğraşan bir aileden gelen ve oldukça zengin olan paşa avlanmaya,eğlenceye, bir de kumara düşkünlüğü ile bilinirmiş. Koruda av partileri vermek üzere bir köşk yaptırmış. Paşa çok özenmiş köşke.Fransız stili peyzaj ile süsleyip o dönemde İstanbul’da bulunmayan ağaç ve bitki türleri getirtmiş.Ortaya öyle güzel ve farklı bir yer çıkmış ki Osmanlı’nın ilk empresyonist ressamı olarak bilinen Hoca Ali Rıza tarafından “Beykoz Abraham Paşa Köşkü” tablosu bile yapılmış. Kumar alışkanlığı paşayı çok zor günlere sürüklemiş. Epey borçlanmış. Sonra borçlarını ödemek için Osmanlı Bankası’ndan yüksek faizli krediler almış.Ancak değil borçlarını temizlemek,giderek daha çok batmış ve elindeki mülkleri bir bir satmak zorunda kalmış.
Sayfa 314·Kitabı okudu
Hayat
Aziz İstanbul
Engin bir edebiyat bilgisi olmasa da İstanbul’u kuşbakışı gören bir yerlere çıkanlar, hemen şu cümleyi söyleme ihtiyacını duyar: “ Sana dün bir tepeden baktım aziz İstanbul ! “ Dillere pelesenk o cümleyi Yahya Kemal Beyatlı’ya yazdıran ve “Ömrüm oldukça gönül tahtıma keyfince kurul” diye İstanbul’a ilanıaşk ettiren tepe, Mihrabat Korusu’dur. Korunun tarihi I.Mahmud dönemine dek uzanıyor. Geçmişte içinde Mihrabat Kasrı da varmış.Sadrazam Damat İbrahim Paşa yaptırarak Sultan III.Ahmed’e hediye etmiş.Ama ne yazık ki kasır bir yeniçer isyanına kurban gitmiş ve günümüze ulaşamamış. Osmanlı’nın son dönemlerinde ise düğün hediyesi olmuş bu eşsiz manzara. Mısırlı Abbas Halim Paşa’nın kızı Rukiye Hanım’a yüz görümlüğü olarak verilmiş. Kanlıca sırtlarındaki bu yemyeşil alan,önünüzde uzanan eşsiz manzarayla günün her saati büyüleyici bir etkiye sahip.
Sayfa 310·Kitabı okudu
Hayat
Efsanevi güzel
Çok ama çok eski zamanlarda güzeller güzeli kızı olan bir kral varmış. Bir kâhin,kızının yılan tarafından sokulacağını ve zehirlenip öleceğini söylemiş. Çok korkan kral, biricik kızını korumak için kulenin olduğu adacığa göndermiş. Heyhat,kaderden kaçamamış zavallı prenses! Kendisine gönderilen yiyecekler arasında bir meyve sepeti varmış,içine de bir yılan gizlenmiş. Sepetten çıkan yılanın sokmasıyla yaşama veda etmiş. Az bilinen bir başka hikayede ise Battal Gazi var.8.yüzyılda yaşamış Emevi askeri olan Battal Gazi, yanındaki kuvvetlerle birlikte kulenin tam karşısında konuşlanmış.Telaşlanan imparator,kızını ve hazinelerini kuleye saklamış.Askerleriyle birlikte kuleyi basan Battal Gazi hem prensesi hem de hazineyi almış ve atıyla Üsküdar’dan rüzgar gibi geçerek uzaklaşmış.Meşhur “Atı alan Üsküdar’ı geçti” sözü de bu hikâyeden doğmuş.
Sayfa 276·Kitabı okudu
Hayat
Reklam