Cenâb-ı Hakkın “vakit” içinde (zamanın hükmünün) kendisine sunduğundan gayrisini arzulayan kimse, cehâletten hiçbir şey terk etmiş değildir.
İzah:
Zamanın hükümlerine karşı durmak, akınuya karşı kürek çekmek gi bidir ki, imkânsızdır ve vahim durumlara sebebiyet verebilir. Hatta ârifler şöyle dediler: “Vakit, kendisine uyum gösterenlere vakt (fırsat) olur, aykırı hareket edenlere ise makt (hiddet) olur.”
(...)
Kabz ve bast, üns ve vahşet gibi kalbi hal ler Cenâb-ı Hakk’ın tasarrufundadır. Bu hallerden birinin zuhûrunda Allah Teâla’ya rıza gösterip diğer hale geçmeyi yine O ’nun idaresi ve kazasından beklememek edepsizlik ve cehâlettir. Ebu Osman Hayri hazretleri şöyle bu yurmuşlardır: “Kırk senedir, ne Cenâb-ı Hakk’ın beni bulundurduğu hal den başka bir hale aktarmasını talep ettim, ne de diğer bir hale naklettiği zaman üzülüp gücendim.”