DrDen

41. Hikmet YALNIZ ALLAH’TAN DİLE
Allah'ın sana vermiş olduğu bir ihtiyacı gidermek için başkasına mü­racaat etme! O ihtiyacı yerleştiren Allah olduktan sonra, O’ndan başka kim onu kaldırabilir? Kendi nefsinden bir ihtiyacı kaldırmaya bile gücü yetmeyen bir kimse, nasıl bir başkasının ihtiyacını giderebilir? İzah: Allah’ın getirmiş olduğu bir ihtiyacı elbette Allah’tan gayrisi kaldı­ramaz. Nitekim tevhidin kısımlarından biri de, âlemde Allah’tan gayrı fail olmadığını tasdik etmektir. Dolayısıyla getireni Allah olan bir şeyi Allah’tan gayrının gidermesi muhal olur. Kısacası insanın nefsi her şey­den daha öncelikli olmasına rağmen aczinden dolayı kendisinden bir ihtiyacı kaldırmaya güç yetiremezse, gayrıdan o ihtiyacı kaldırması na­sıl tasavvur edilebilir!
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
40. Hikmet YEGÂNE CÖMERT, ALLAH
Bir talep için niyetin Allah’ın gayrısına ulaşmamalıdır. Çünkü cö­mert, ancak isteklerin kendisini aşamadığı zâta derler. İzah: Cömert; bir suç­luyu cezalandırmaya gücü yettiği halde affeden, bir şeyi vaat ettiğinde vaa­dini yerine getiren, umulduğundan ziyade veren, ne kadar verdiğini ve kime verdiğini önemsemeyen, kendisinden gayrıya müracaat edilmesine razı ol­mayıp lütuf ve keremine sığınanları umutsuz, çaresiz ve başkasına muhtaç bırakmayan kimsedir.
26. Hikmet NEFİSLE AMEL, ÇIKMAZ YOLDUR
Ey mürid! Rabbin ile talep ettiğin şey, yolunda gider ve kolayla­ şır. Nefsinle yapmaya kalkıştığın işler ise, rast gitmez ve sonu hüsran olur. İzah: ...kişi bütün ihtiyaçlarını Cenâb-ı Hakk’a bıra­kır ve her işinde Allah’a tevekkül ederse, Allah da onun bütün müşkillerini halleder ve uzakları yakın, zorları kolay eyler.
25. Hikmet BELÂLARA ŞAŞIRMAMAK
Ey tevbekâr mürid! Mihnet yurdu olan şu dünyada kaldığın sü­ rece üzüntülerin, kederlerin meydana gelmesi garibine gitmesin. Çünkü dünya, ancak kendi vasfına layık ve doğasının gereği olan keyfiyeti or­taya koyar. İzah: Dünya dediğimiz şu uğrak yeri âhiretin tarlası olmak üzere meydana gelmiş bir sıkıntı yurdudur. Zevki zehir, şarabı serap, nimeti âfettir. İhsan yurdu olan âhirette dünyevî amellerine göre caza ya da mükâfat görebilmek için her bir insan; bu mihnethâneye gelmiş, bitmeyen ihtiyaçları için baş­ vuracağı yer olan tabiatta isteklerinin tamamını elde edemediğinden dolayı kederler içinde kalmış bir şehvet esiridir.
18. Hikmet VERİLENDEN GAYRİYİ İSTEMEK CAHİLLİĞİ
Cenâb-ı Hakkın “vakit” içinde (zamanın hükmünün) kendisine sunduğundan gayrisini arzulayan kimse, cehâletten hiçbir şey terk et­miş değildir. İzah: Zamanın hükümlerine karşı durmak, akınuya karşı kürek çekmek gi­ bidir ki, imkânsızdır ve vahim durumlara sebebiyet verebilir. Hatta ârifler şöyle dediler: “Vakit, kendisine uyum gösterenlere vakt (fırsat) olur, aykırı hareket edenlere ise makt (hiddet) olur.” (...) Kabz ve bast, üns ve vahşet gibi kalbi hal­ ler Cenâb-ı Hakk’ın tasarrufundadır. Bu hallerden birinin zuhûrunda Allah Teâla’ya rıza gösterip diğer hale geçmeyi yine O ’nun idaresi ve kazasından beklememek edepsizlik ve cehâlettir. Ebu Osman Hayri hazretleri şöyle bu­ yurmuşlardır: “Kırk senedir, ne Cenâb-ı Hakk’ın beni bulundurduğu hal­ den başka bir hale aktarmasını talep ettim, ne de diğer bir hale naklettiği zaman üzülüp gücendim.”