Ve ben ‘O’nu düşünüyordum. Kahkahalarını,
konuşmalarını. Dışardaki cırcırböcekleri bile sakalının çıkardığı hırt hırtsesini taklit ediyorlardı. Onu düşünmekten kendimi alamıyordum. Şimdi
acının ne olduğunu gerçekten biliyordum. Ayağını bir cam parçasıyla
kesmek ve eczanede dikiş attırmak değildi bu. Acı, insanın birlikte ölmesi
gereken şeydi. Kollarda, başta en ufak güç bırakmayan, yastıkta kafayı bir
yandan öbür yana çevirme cesaretini bile yok eden şeydi