Arthur Schopenhauer, “sıkıntı” (can sıkıntısı, boşluk, hayatın anlamsızlığı) meselesi:
• İnsanın varlığı iradeye bağlıdır. Yaşamak, istemek ve sürekli arzulamak demektir.
• Arzu = acı. Bir şeyi istediğimiz sürece tatminsizlik yaşarız, ulaştığımızda ise kısa süreli haz vardır.
• Arzular tatmin edilince insan boşluğa düşer. İşte bu boşluğun adı sıkıntıdır.
Yani Schopenhauer’a göre insan yaşamı iki uç arasında gidip gelir:
1. Acı (istediğini elde edememek)
2. Sıkıntı (elde ettikten sonra boşluk duygusu)
Bu nedenle sıkıntı, onun felsefesinde neredeyse kaçınılmaz bir varoluş durumudur. Çözüm olarak:
• Sanatla, estetik hazlarla iradeden bir süreliğine kopmak,
• Merhamet ve başkalarıyla empati kurmak,
• Nihayetinde ise arzulardan uzaklaşmak (asketik yaşam) önerilir.
• Para kazanmak için çalışırken acı ve çaba var.
• Para kazanıldıktan sonra “e şimdi ne yapacağım?” sorusu geliyor → sıkıntı.
• İnsan yeni bir hedef koyuyor, döngü baştan başlıyor.
Onun için Schopenhauer’un çözümü, hep “bu döngünün dışına çıkmak” üzerine: sanata, müziğe, felsefeye, estetik bakışa ve hatta derin bir içsel dinginliğe sığınmak.
Schopenhauer’a göre insan yaşamı iki uç arasında gidip gelir: Acı (istediğini elde edememek), Sıkıntı (elde ettikten sonra boşluk duygusu)
İnsanın varlığı iradeye bağlıdır. Yaşamak, istemek ve sürekli arzulamak demektir.
Arzu = acı. Bir şeyi istediğimiz sürece tatminsizlik yaşarız, ulaştığımızda ise kısa süreli haz vardır. Arzular tatmin edilince insan boşluğa düşer. İşte bu boşluğun adı sıkıntıdır.
Onun için Schopenhauer’un çözümü, hep “bu döngünün dışına çıkmak” üzerine: sanata, müziğe, felsefeye, estetik bakışa ve hatta derin bir içsel dinginliğe sığınmak.