Yalnızlık korkusunun bu ezeli edebiyatına karşı can sıkıcı beraberliklerde hissettiğimiz tek başına kalma ihtiyacını metheden edebî haykırışları da unutmamak lazım geldiğini düşündüm.
Kitabın önsözünden itibaren hemen hemen her sayfadan bir veya birden çok bölümünün altını çizmişimdir. Bu serinin ilk cilti yani bu kitabın kısaca tanımını yapmak istersem Atatürk’ün nasıl 𝙏𝙚𝙠 𝘼𝙙𝙖𝙢’a dönüştüğünü müthiş ruh tahlilleriyle anlatmakta. Ondan öte normalde çoğu insan Atatürk’ün babası hakkında çok hatta neredeyse hiç şey bilmezler. Bu kitapta beni şaşırtan yerlerden biri de Atatürk’ün babasının nereden, kimlerden, yaşadığı olaylardan hatta hepimizin Atatürk’ün babasının aklımızda olan tek fotoğrafını nerede ve hangi vazifeden dolayı onu çektirdiğini dahi anlatmıştır. Yani aslında kitap Atatürk doğmadan evvelki Osmanlı’nın durumunu, Atatürk’ün ailesini anlatarak başlamıştır ve her bir bölümü ilgi çekicidir.
Bu kitap, Atatürk hakkında yazılmış kitaplardan muazzam derecede fark yaratan bir kitap. Öyle ki bu kitap engin ruh tahlilleriyle, o zamanki dünyanın, savaş hallerinin, insanlar vb. gibi hadiselerin müthiş derecede betimlendiği, yer yer ağlamak dahi isteyeceğiniz yer yer çeşitli belgeler ve dipnotlarla ufkunuzu ve Cumhuriyet Tarihi bilincinizi genişletecek bir kitaptır. Öyle ki bu kitap nasıl bir yüce millet olduğumuzu, küllerimizden aslanlar gibi yeniden doğmanın nasıl olacağını düşünerek geceleri uykularını terk eden, 𝙜𝙪̈𝙣𝙪̈𝙣 𝙙𝙚𝙜̆𝙞𝙡 𝙮𝙖𝙧ı𝙣ı𝙣 𝙖𝙙𝙖𝙢ı olmak yolunda olan bir 𝙏𝙚𝙠 𝘼𝙙𝙖𝙢 ın doğuşunu ve vatanın has evlatlarını ve vatan hainlerinin nasıl ve kim olduğunu anlatmakta. Öyle ki bu kitap yer yer hayal kırıklıklarını, başarısızlıkları ve muzafferiyeti, hakikati konuşmaktan korkmamayı ve daha nice olanları anlatmaktadır.
İşte, bu yüzdendir ki bu kitabın ve serinin adı 𝙏𝙚𝙠 𝘼𝙙𝙖𝙢 dır.
Kitap. nasıl diyeyim… İçinde yaşadığımız ev gibi olmalı, vatan gibi olmalı, ona alışmalıyız, bağlanmalıyız, köşesini bucağını gayet iyi tanımalıyız, her noktasına hatıralarımız karışmalı.
Gökte parlayan yıldızlar ve etrafımda deniz-mazi nerede, âti nerede? Pembe ve saf bir aydınlık içinde hep yıldızlar görüyorum ve sandalım küreklerin tatlı şıpırtıları arasında kaybolup gidiyor.