Nereye giderim ben, diye düşündü. Bütün Fırat dolaylarını, dil bilmez. Kürt ellerini dolaştım geldim, sığınacak bir yer bulamadım. Bu dünya bana dar geldi. Gene döndüm koca Torosa. Kimse bilmez nerede kalır ölümüz. Ben Torosa ölmeye geldim. Baba toprağıma. Ölüm burnuma burcu burcu kokuyor. Bir eşkıya adamı, İnce Mehmed olmuş birisini, ağaların beylerin horladığı dünya kabul etmiyor Sarı Ümmet Ağa.
Yeryüzü gökyüzü kabul etmiyor. Nereye giderim, Ümmet Ağam? Bir kanadı kırık kuşum ki, el kadar da olsam, beni hiç bir çalı kabul etmiyor.
Yalnız kaldın dağda, değil mi, dünyanın ortasında sipsivri, çırılçıplak… Öyle değil mi?
“Yalnız kaldım, Osman Emmi, çırılçıplak, sipsivri.”
Karanlık duvar gibiydi. Geceye yağmur yağıyordu, ılık, buğulu…
Can kuşu kafesten uçar gider. İnsan olmak Kamer Ana, insan olmak. Her işin başı bu. Korkudur insanı alçaltan, insanlıktan çıkaran. Bunu bilirim, bunu söylerim.