Yolculuk isterse beş dakika sürsün, isterse beş saat. Ne kadar sürerse sürsün zamandan bağımsızdı. Bu anı hayatı boyunca unutmayacağını biliyordu. Ruhunun derinliklerinde, hiçbir şeyin asla eskisi gibi olamayacağını hissetti.
Hiçkimse hiçbir zaman bir sonraki büyük yolculuğuna hazır değildir zaten. Bu hayat için de geçerli ölüm için de. Benimsememiz gereken role göre büyür, şekilleniriz zaman içinde.
Ve şimdi sabahın ilk ışıklarında gün, onun hoşlandığı gibi duru ve geniş ufukluydu. Keşke akşama kadar hep böyle kalsa diyordu. Sonu gelmeyen yaz güneşi ve mavilik...
Elimde bir saksı tutuyorum. Deve tabanına çok benziyor içinde yaşayan. Solgun görünüyor. Zaman ona iyi gelmemiş gibi. Oysa hep derler ya zaman iyi gelir diye. Gelmemiş işte görebiliyorum. Anlaşılmamış belli ki. Yerini sevmediğini anlayamamışlar. Kök salamamış, tutunamamış. Baharın gelişini müjdeleyen bir günün ortasında hafif bir rüzgarla sallanmış. Kendi bile fark etmemiş düştüğünü. Toprağı dağılmış dört yana.
Bazı günler sevdiğimiz insanların yanında olamadığımızda cümlelerimizin de kanatlanıp onların boynuna dolanacağına inanmamız gerek. Kilometrelerce ötede bir yerde olsak bile nefesimizin dağı taşı aşacağına güvenmek...