Dünyanın Kitabı

10/10
·312 syf.··
Beğendi
·
2024 17. kitabı
·
78 günde okudu
·
Okunma: 20 Eylül 2024 16:00
Marias yine söyleyeceğim seni çok seviyorum. Yine harika bir eser okudum. Söylenecek o kadar çok söz var ki hakkında. Sayfalar dolusu yazılabilir aslında ya da hiçbir şey söylemeden sen her şeyi söylemişsin zaten Marias denilip bırakılabilir. Marias Yarın Savaşta Beni Düşün romanının ismini ve romanda defalarca tekrarladığı cümlelerini yine Shakespeare’in bir eserinden yola çıkarak veriyor elbette. Bu kez romanın bitiminde nefis bir sonsöz ve edebiyat meraklılarına ve sinema meraklılara başlığı altında iki notla karşılaşıyoruz. Eleştirmenlere ‘tamam çok biliyorsunuz, çok kültürlüsünüz’ demiş bir bakıma :) Romandan kısaca bahsetmek gerekirse yazarın kendi deyişiyle en geniş anlamda aldatmayı konu alan bu metinde anlatıcı yine bir çevirmen. Her romanında bir çevirmene rastlamak mümkün Marias’ın. Víctor evli bir kadının evine kocasının olmadığı bir gün yemeğe davet edilir, ancak aynı akşam birden rahatsızlanır ve Víctor’un kucağında hayatını kaybeder. Bu andan sonra Victor’un neler yaptığını ve hikayenin arka planını öğrenene kadar her zamanki anlatımıyla ağır bir tempoda biliç akışıyla, insan doğasına ilişkin müthiş gözlemleriyle, gündelik yaşamdan detaylarla, belirsizliklerle aktaran Marias’ın bir kurguyu nasıl her seferinde bu kadar başarılı bir şekilde ve okuru hikayede tutarak aktarabildiğini düşüne düşüne okudum yine. Ve son olarak Javier Marias bunu yaparak olayların iç yüzünün her zaman başka bir gözle de görülmesi gerektiği, tek bir doğru ve tek bir yanlış olamayacağı ve daha birçok bakımdan sorgulayan düşünmeye iten bir eser daha okumama sebep oldu. Keşke hayatta olsaydı da daha çok yazsaydı…
2024 Okuma Raporları
Yarın Savaşta Beni DüşünJavier Marias · Yapı Kredi Yayınları · 2021352 okunma
Reklam
İyi ki tanıştık Tokarczuk
9/10
·304 syf.··
Beğendi
·
2024 19. kitabı
·
9 saatte okudu
·
Okunma: 24 Aralık 2024 21:25
Olga Tokarczuk’un Sürpulluğunu Ölülerin Kemikleri Üzerine adlı romanı, yüzeyde bir cinayetler zincirini takip eden polisiye izlenimi vermenin yanı sıra insan ve doğa arasındaki ahlaki ilişkileri irdeleyen bir roman. Janina Duszejko,isimlere çok takılıp Janina ismiyle asla hitap edilmek istemese de, birey olarak dışlanmış bir portre çiziyor. Astrolojiye ilgi duyan, yıldız haritalarina bakıp tahminler yapan, hayvan haklarıyla ilgili saplantılı bir karakter. Roman boyunca avcılıkla ilgilenenlerin ölüm haberlerini alıyoruz. Burada hayvanların intikam aldığı üzerine vurgu yaparken yazar aslında doğa ve insan ilişkilerinin sorgulatmayı amaçlıyor. İnsan doğanın ve tüm yaratılmışların üzerinde mi sahiden? Romanda beni en çok etkileyen şeylerden biri Janina’nın hem kahraman hem de anti kahraman olarak resmedilmesi. Janina toplumdan uzak, öteki olarak anlatılırken ve kendi dünyasında yaşayıp hayvanlar için mücadele verirken roman sonlarına doğru Janina hakkında karmakarışık duygular içerisinde kalakaldım. Adalet kavramını yeniden şekillendirmiş Tokarczuk. Ahlaki sınırların nerede başlayıp nerede bittiğiyle ilgili bol bol sorular sorduruyor. İlk kez okuduğum Tokarczuk’un dil kullanımı ve anlatısını hayranlık uyandırıcı buldum. Uzun zaman sonra elimden bırakamadan okuduğum bir kitap oldu. Mutlaka ve en kısa zamanda yeni bir kitabını okumak istiyorum.
2024 Okuma Raporları
Sür Pulluğunu Ölülerin Kemikleri ÜzerindeOlga Tokarczuk · Timaş Yayınları · 20203,055 okunma
9/10
·520 syf.··
2024 18. kitabı
·
86 günde okudu
·
Okunma: 17 Aralık 2024 12:39
Orhan Pamuk’un Benim Adım Kırmızı adlı romanı, Osmanlı minyatür sanatının en görkemli zamanlarında geçiyor. Roman bir cinayet ve gizemle başlıyor. Roman boyunca yalnızca cinayetleri çözmeye çalışmıyoruz arka planda kim olduğumuzu, tarihimizi, ve tarihimizi anlatırken sanatın nasıl bir rol oynadığını da görüyoruz. Sanatın sadece estetikten ibaret olmadığını, ne kadar siyasi olabildiğini de ne de güzel anlatmış Pamuk. Roman boyunca farklı anlatıcıların ağzından kim olduklarını ve düşüncelerini okuyoruz. Bazen eşyalar, hayvanlar, ağaçlar ve hatta para ve ölüm anlatıcı olarak söz alıyor. Orhan Pamuk burada merkezi belirsiz roman anlayışının bir örneğini kendince uyguladığını söylüyor, çok katmanlı bir hikaye ile nefis, nefis, nefis bir iş çıkarmış. Romanda sanat, bireysellik, gelenek, taklitçilik veya daha çok özgünlük temeli oluşturan konulardan. Doğu ile Batı arasında sıkışmış bir coğrafyada tarihten anlatılarla zenginleştirilmiş, renklendirilmiş bir hikaye sunuluyor bizlere. Minyatür sanatında perspektifin yokluğunu İslam inancıyla açıklıyor ve resmin yasak olduğu İslam dinince minyatürün Allah’ın bakışıyla bizlere gösterdiğinden neden farklı resmedilmesi gerektiğini anlatıyor, burada bireyselleşmenin yasak olduğu bir sanat anlayışı ve toplum vurgusu var. Sanatta da Doğu ile Batı arasında sıkışıp kalmış olmanın ikilemini yaşayan karakterler kendi içlerine dönüp baktıklarında bu çatışmanın esiri oluyorlar. Burada romandaki en belirgin metafor olan ve romana da ismini veren kırmızı rengi devreye giriyor yine. Tutkuyu, insanın en derin arzularını, hırslarını ve cinayeti simgelerken, diğer yandan kırmızı minyatür sanatının temel bir unsuru olarak Osmanlı’da neden önemliydi açıklanıyor. Ayrıca minyatür sanatçıları arasında körleşme mitine sık sık yer veriyor ve körleşen bir
Benim Adım KırmızıOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202320bin okunma
10/10
·248 syf.··
Beğendi
·
2024 15. kitabı
·
126 günde okudu
·
Okunma: 21 Ağustos 2024 19:38
Okuyamadığım dönemde başladığım şu güzelim kitabı dahi yarım bırakmıştım. Şimdi okuduğumda yanlış zaman diye bir şeyin gerçekten var olduğuna bir kez daha ikna oldum. Nihayet o doğru zaman geldiğinde elimden bırakamadan okuyup bitirdim. Angoulême Uluslararası Çizgi Roman Festivali’nde En İyi Çizgi Roman Albümü ödülünü kazanmış bu eser benim için unutulmazlarda yerini aldı. Sıradan Zaferler nefis mi nefis bir çizgi roman. Gerek öyküsüyle gerek çizimleriyle bir şaheser ortaya çıkarmış Fransız çizeri Manu Larcenet. Bir fotograf sanatçısı olan Marco’nun ilişkilerine, ailesine, çocukluğuna, korkularına dair yaşantısından sahneleri bir film izlermiş gibi hissederek, çizerin çok gerçekçi çizimlerinden takip ettim. İnsan olmaya dair, kaybetmeye dair, başarmaya ve başarısızlığa dair, yaşamdaki o küçük mutluluklara dair bizi biz yapan ne varsa hepsini bir çizgi romana sığdırmış Manu Larcenet.
2024 Okuma Raporları
Sıradan ZaferlerManu Larcenet · Karakarga · 2016930 okunma
8/10
·104 syf.··
2024 10. kitabı
"Erkeksiz Kadınlar" Shahrnush’un kaleminden kadınların dünyasına dair derin bir metin. Shahrnush Parsipur sosyal, kültürel ve psikolojik bağlamlarda kadının rolünü sorgularken, erkek egemen bir dünyada kadınların karşılaştığı zorlukları ve bu zorlukların üstesinden gelme çabalarını cesurca ele almış. Tam da bu sebeplerden aslında İran’da yayımlandıktan hemen sonra yasaklanmış. Kitapta toplumda birçok tabunun ustalıkla ele alınışa şahit oluyoruz. Bir yandan farklı hayatlar sunan beş kadının içsel dünyasını keşfederken, özgürlüğe ve bağımsızlığa olan özlemlerini de alt metinde ve bazen hayali, gerçeküstü unsurlar kullanarak güzelce aktarıyor bizlere yazar. Mesela Mehdoht serada şahit olduğu bir olay üzerine, kendisinin bir ağaca benzediğine ve dikilmek istediğine karar veriyor. Bir ağaç olup köklenmek, budaklanmak heveslerinde. Nerede bir ağaç olmak istediğini düşünüp hayaller kuruyor ve nihayetinde bir ağaç olarak hikayeye dahil oluyor. Köklerini alıp başka yerde köklenme hevesi, özgürlüğe duyulan özlem üzerine hayranlık verici bir benzetme. Hayatın her alanında erkeklere bağımlı olmadan var olma mücadelesi içerisinde olan bu beş kadının oldukça etkileyici bir dille aktarılan hikayesinin kitabı Erkeksiz Kadınlar. Parsipur her bir karakter üzerinden kadın olmanın farklı yönlerini ve bu kimliklerin toplumda nasıl algılandığını inceliyor ve bizlere şahane bu metni okumak kalıyor.
2024 Okuma Raporları
Erkeksiz KadınlarShahrnush Parsipur · Can Yayınları · 20242,142 okunma
Reklam