Argadini Xenitis

1940'ların başlarında, Genç Müslümanlar hareketi ortaya çıktığında, Müslüman dünya çok kötü bir durumdaydı. Bağımsız olan sadece birkaç Müslüman ülke vardı. Biz bunu kabul edilemez bir durum ve İslam'ı da, özünü muhafaza ederek kendisini güncele taşıyabilmesi gereken canlı bir fikir olarak görüyorduk. Müslüman dünyada olanlardan, yabancıların askerleri ya da sermayeleri yoluyla kurduğu hakimiyetten rahatsızdık.
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Bunu öz ile biçim arasındaki ilişkiye dair bir mesele olarak görüyorum bizim nazarımızda hocalar, yani İslam dinini öğreten öğretmenler, İslam'ın ritüellerini ya da dışsal formlarını yorumlamaya ve özü göz ardı etmeye daha fazla eğilimliydiler.
Hatirlayabildiğim kadarıyla, farklı gruplar arasında hatırı sayılır bir karşılıklı saygı da mevcuttu. Yaşlı bir Sırp hane reisi olan komşumuz Risto Berjan ne zaman köyden geçse, bahçesinde gördüğü her kadını selamlar fakat Müslüman örfünü ihlal etmeme hassasiyetiyle yüzünü öteye çevirirdi.
İnancımdaki - elbette varolduğu ölçüde- bu muayyen sarsılmazlık, gençliğimde zuhur etmiş olan şüphelerden geliyor. O artık yalnızca atalarımdan devraldığım bir din değildi; yeni baştan edinilmiş bir inançtı. Ve ben onu bir daha hiç yitirmedim.
Tanrısız bir kainat, bana anlamdan yoksun görünmüştür her zaman.