Argadini Xenitis

Hoşuma gitmiyorsa rengi denizlerin, Biraz Ayten sürüyorum, güzelleşiyor. Şarkılar söylüyorum,
Argadini Xenitis
Reklam
Eskisi kadar özlemiyorum seni, Ve ağlamıyorum olduk olmadık zamanlarda.. Adının geçtiği cümlelerde, gözlerim dolmuyor.. Yokluğunun takvimini tutmuyorum artık. Biraz yorgunum.. Biraz kırgın.. Biraz da kirletti sensizlik beni! Nasıl iyi olunur henüz öğrenemedim ama “İyiyimler” yamaladım dilime. Tedirginim aslında, seni unutuyor olmak, Hafızamı milyon kez zorlamama rağmen yüzünü hatırlayamamak korkutuyor beni.. Gel diye beklemiyorum artık, Hatta istemiyorum gelmeni.. Nasıl olduğun konusunda ufacık bir merak yok içimde. Ara sıra geliyorsun aklıma, bana ne diyorum Benim derdim yeter bana bana ne! Alıştım mı yokluğuna? Vaz mı geçiyorum, varlığından? Tedirginim aslında, Ya başkasını seversem?
Argadini Xenitis
Iste o zaman affetmem seni
Anadolu kadını…
Kaç yıl oldu birbirimizi görmeyeli koca? Söyle kaç yıl oldu? Tam sekiz yıl değil mi? Dile kolay, sekiz yıl... Tam sekiz yıldır uğramadım yurduna. Ama şu yüreğimin çanı, göğsümün gürültüsü hep senden yana vurdu, hep seni diye öttü. Bunca yıldır derdini tuttum senin Memed, bunca yıldır...
CAN YAYINLARI
Argadini Xenitis
Bana nedense Türkan Şoray'ın Dönüş filmini anımsattı bu cümlelerin hissettirdikleri. Yurtdışına giden İbrahim'e mektup yazmak için okuma yazma öğreniyor ve "Bana sadece İbrahim'in harflerini öğretseniz yeter." diyor. Anadolu kadını; sadık, sevginin en koşulsuz ve saf halini yaşayan.