En eski edebiyattan en yenisine kadar her dilde, şiirin konusu zevce değil sevilendir. Hayaller ve benzetmeler hep sevgilinin süzgün gözleri ve karanlık kirpikleri etrafında pervaneler gibi uçuşur.
Kahramanı zevce ve konusu evlenme olan hikayeden daha tatsız ne olabilir?...
Ne yazık ki gövdenin güçsüzleşmesi zekânın olgunluk zamanına tesadüf eder. Anlamsız çocukluk, tatsız gençlik, yaşı olgunluğa hazırlamaktan başka nedir?...
Eskimiş tarihin bütün enkazını süpüren ve yeni bir evrenin oluşmasına yol açan fikirler kaynağı baş, bir yanardağ zirvesi gibi, taşıdığı ateşe ilgisiz, mavi gök altında sessiz ve gülümseyerek duruyor!
Kendi yarattığı şimşekli bulutlardan, fırtınalardan ve etrafına döktüğü verimli taşkınlardan tek etkilenmeyen meğer onun genç başı imiş...
Güçlü bir el silkeledi beni sonra,
Sanırım Tanrı nın eliydi,
Sayamadım kaç ah döküldü dallarımdan...
Çok şey görmüşüm gibi,
Ve çok şey geçmiş gibi başımdan
'Ah' dedim sonra...
Ahh!..