Sevdiği iki adamı da anlamamış, bu yüzden ikisini de kaybetmişti. Şimdi el yordamıyla ulaştığı bu bilgi ona gösteriyordu ki, Ashley'yi anlasaydı onu hiç sevmeyecekti, Rhett'i anlasaydı da onu hiç kaybetmeyecekti. Perişan halde bu dünyada anladığım bir kişi var mı acaba? diye düşündü.
Aklında merhametli bir uyuşukluk vardı şimdi; uzun deneyimlerinden tanıdığı ve yakında şiddetli bir sancıya dönüşecek, üzerine neşter değen yaranın, şiddetli ıstırabı başlamadan önce kısa bir süre yaşadığı hissizlik gibi bir şeydi bu.
Eski büyüsünü yeniden yapmaya kalkarak, Bunu şimdi düşünmeyeceğim, diye düşündü. Çünkü onu kaybedeceğimi şimdi düşünürsem delireceğim. Yarın düşünürüm."
"Scarlett, ben hiç kırık parçaları birbirine yapıştırıp kırılan nesnenin eskisi kadar yeni olduğunu kendisine söyleyip duran insanlardan olmadım. Kırılan kırılmıştır ve onu yapıştırıp kırılan parçaları hayatım boyunca görmektense, o şeyi en güzel haliyle hatırlamayı tercih ederim. Belki de, daha genç olsaydım..." içini çekti, "ama temiz bir sayfa açmak ve her şeye yeniden başlamak gibi duygusallıklara inanmayacak kadar yaşlıyım. Kibar yanılsamaların peşinden ayrılmayan sürekli yalanların yükünü taşıyamam. Seninle yaşayıp sana yalan söyleyemem, kendime de söyleyemem elbette. Sana şu an bile yalan söyleyemiyorum. Keşke ne yaptığını veya nereye gittiğini merak etsem ama etmiyorum.