Kendimizi gerçekleştirmek için gerekli olan “kendin olma cesareti” hepimizde mevcut aslında, mühim olan ise kendimiz olarak nasıl yapacağımızı içimizde arayıp bulmakta.
Bir başka deyişle, bir insanın kendi gerçeklerini algılayış biçiminde diğer insanların onun hakkında söyledikleri ve düşündüklerinin payı oldukça önemlidir.
“Hoşça git,” dedi tilki. “Vereceğim sır çok basit: İnsan ancak yüreğiyle baktığı zaman doğruyu görebilir. Gerçeğin mayası gözle görülmez.”
Küçük Prens unutmamak için tekrarladı:
“Gerçeğin mayası gözle görülmez.”
“Gülünü bunca önemli kılan, uğrunda harcadığın zamandır.”
“Ama beni evcilleştirirsen birbirimize gereksinme duyarız. Sen benim için dünyada bir tane olursun, ben de senin için.”
“Biraz biraz anlıyorum,” dedi Küçük Prens, “bir çiçek var… Galiba beni evcilleştirdi.”
“Olabilir,” dedi tilki, “dünyada neler olmuyor ki?”
“Ama bu dediğim Dünya’da olmadı!”
Büyükler sayılara bayılırlar. Tutalım, onlara yeni edindiğiniz bir arkadaştan söz açtınız, asıl sorulacak şeyleri sormazlar. Sesi nasılmış, hangi oyunları severmiş, kelebek biriktirir miymiş, sormazlar bile. “Kaç yaşında?” derler, “Kaç kardeşi var? Kaç kilo? Babası kaç para kazanıyor?” Bu türlü bilgilerle onu tanıdıklarını sanırlar.