Annem kızdı,
-Bu çocuk hiç tutumlu değil. Sana kurşunkalem almaktan artık bıktım! diye bağırdı.
Büyükbabam da herzamanki öğütlerine başladı:
-Bir olmadan bin olmaz! Ne olmazmış?
Metin,
-Bin olmaz! dedi.
-Aferin! Damlaya damlaya göl olur. Ne olurmuş?
Ben Metin'den önce davranıp,
-Göl olmaz! dedim.
Büyükbabam,
-Nasıl, dedi, göl olmaz mı?
-Olmaz büyükbaba.
Çatık kaşla,
-Ya ne olur? dedi.
-Damlaların düştüğü yer çukursa göl olur. Ama çukur değilse... Damlar, damlar, damlar...
-Eeee? Sonra?
-Sel olur, akar gider...