Harari bu kitabında İnsanın tarih boyunca doğa, tanrılar ve ideolojilerin karşı karşıya olduğu dünya dünyasında, günümüzde teknoloji ve insanlar tarafından yeniden şekillendirildiği ileri sürüyor. Sorun, insanlık dünyayı anlamlandırma çabalarını sürdürürken kontrolün giderek algoritmalara devredilip devredilmeyeceğidir.
Yazarın “zeka mı yoksa kültür mi daha değerlidir?” sorunun, eserinin uzunluğunun derinliğini ortaya koyan temel tartışmalardan biridir. Harari'ye göre yapay zeka, bilgiden yoksun olsa dahi dahi karar genişliklerinde insan zekasını geride bırakabilir. Bu durum, insanın mantıksal üstünlüğünü tehdit eden yeni bir güç olasılığının ortaya çıkmasıyla sonuçlanır.
Kitapta teknolojik ilerlemenin kaçınılmaz sonuçları olarak işsizliğin artması, insan emeğinin değersizleşmesi ve biyoteknolojik ayrıcalıklara sahip küçük bir elit grubun ortaya çıkması beklenir. Homo Deus, insanlığın yalnızca ne sunabileceğini değil, aynı zamanda ne olmak istediğini de sorgulamak, göstermek ve düşündürücü bir gelecek tasviri sunuyor.
Duyguu Köyün sınırlılıkları içinde kitaplarla dünyamız büyüdü. Az imkânın içinden hayal kurmayı satır satır öğrendik.
Okumak sadece bilgi değil, yön kazandırdı bize.Aynı kitapları okumak ve paylaşmak aynı fikirler dünyasında buluşturdu bizi. O yüzden kitap okuyun,sevdiklerinize kitap önerin; çünkü bazı değişimler birlikte başlar.
Kapitalist ülkelerin üniversiteleri, bir hayali sürdürmekle yükümlü görünüyor:Kapitalizm özgürlük demektir; özgürlük seçme yapabilmektir, seçme için ise almaşıkların var olması gerekir. Bunu tersinden de okumak mümkündür: Almaşık yoksa seçme yoktur; seçme yoksa özgürlük de yoktur. Bu kapitalist ideolojidir ve bunun için Batı üniversiteleri her yerde almaşıkların var ve çok olduğu hayalini sürdürmekle görevlidir.