Sınıf ve toplumsal cinsiyet, bireyin tercih yelpazesini ağır şekilde sınırlandırıyordu; bu kısıtlamalardan kaçmak, modernite öncesinde "kutsal varoluş hiyerarşisi"ne karşı çıkmaktan daha kolay değildi. Neresinden bakarsanız bakın sınıf ve toplumsal cinsiyet "hayatın gerçekleri"ydi ve bireyin kendini var edebilmek için yapması gereken şey, diğerlerinin yaptığını yapmak ve kendine ayrılan yere "uymak"tı.