Bu yaşamın hızla uçup gittiğini ve bizim ve sevdiklerimizin daima burada olmayacağımızı bilmek, Bir umutsuzluk nedeni olmaktan çok, Bizlere tutkulu bir yaşam sevgisi ve her şeyi daha iyi yapma Arzusu aşılamalıdır.
Her çiçeğin sormak için doğduğunu ve bir anlamda açmanın geçiciliğinin O ona trajik bir güzellik verdiğini bilmekteyiz. Fakat doğanın her ilkbaharda yeniden canlandığını, O yaşayan her şeyin Özü olan doğum ve ölüm sonsuz döngüsünün yaşama acı-tatlı tadını veren şey olduğunu, komedi ve trajedinin, kahkah ve gözyaşlarının yaşamı insani duyguların zengin mozaiği O haline getirdiğini de biliyoruz. Bu bizim insan olarak kaçamayacağımız kaderimiz. Çünkü bizler tanrı değil insanız ve insanlık durumumuzu kabul etmeliyiz. Tanrılar karşısında dezavantajlarımız var, bizler ölümlüyüz.
Ama Onlar karşısında avantajlarimızda var; onlar sadece bedensiz hayal Ürünleriyken, Bizler etimizle kanımızla gerçekten varız.