Muhtemelen annenin özellikle bir çocuğa daha çok şey verebildiği ve diğerlerine veremediği bir zaman dilimi olmuştur ve muhtemelen ebeveynlerin ilişkisi iyileşmiş, gelişmiştir.
Belki de anne bir çocukla özel bir bağ deneyimlemiş fakat
diğerleriyle derinden bağlanamamıştır. Genellikle küçük ço-cuklar, her zaman olmasa da hayatı ilk çocuklardan -ya da tek çocuktan- biraz daha iyi sürdürürler çünkü tek çocuklara aktarılan aile geçmişinin bitmemiş meseleleri daha büyük paya sahiptir.
Kardeşler ve kalıtsal aile travmaları söz konusu olduğunda her bir çocuğun nasıl etkilendiğini yöneten belirgin bir kural bulunmamaktadır. Doğum sırası ve cinsiyetin yanı sıra birçok değişken, kardeşlerin yaptıkları seçimleri ve sürdürdükleri hayatlarını etkileyebilmektedir. Dışarıdan bakıldığında kardeşlerden biri travmadan hiç yara almamış gibi görünebilir, bir başkasıyla yüklenmiş olabilir. Klinik deneyimlerim bana şöyle farklı bir bakış açısı kazandırdı: Birçoğumuz aile geçmişimizden en azından bazı kalıntılar taşımaktayız. Ancak birçok soyut değer de denklemin içine girmekte ve köklü aile travmalarının nasıl saklandığını etkileyebilmektedir. Bu soyut değerler öz-farkındalık, kendini yatıştırabilme becerisi ve kuvvetli bir içsel iyileşme deneyimine sahip olmayı kapsamaktadır.
Bir ailede çocuklar genellikle anneanne/babaanne/dedelerinin çözümlenmemiş travmalarını taşıyabilmektedirler. Aynı ailede üçüncü veya dördüncü kız çocuk, sevmediği bir erkek tarafından kontrol edileceğinden korkarak hiç evlenmeyebilir.
Basitçe söylemek gerekirse annemiz aracılığıyla anneannemizin annelik özellikleri bize aktarılır. Anneannemizin katlandığı travmalar, acılar, kederler, çocukluğunda veya dedemizle yaşadığı zorluklar, sevdiklerinin erken ölümü (bir dereceye kadar filtrelenerek bizim annemize geçmektedir.
Geriye dönüp diğer bir nesle bakarsak anneannemizin aldığı annelikle ilgili olarak da büyük ihtimalle aynı şeyin geçerli
olduğu görülecektir.
Onların hayatlarını şekillendiren olayların özellikleri belki bizden gizlenecektir ancak yine de bu özelliklerin etkileri derinden hissedilecektir. Konu sadece ebeveynlerimizden kalıtım yoluyla almamız değil, aynı zamanda onlara ne tür ebeveynlik yapıldığı da bizlerin partnerlerimiz ve kendimizle ilişkimizi olduğu kadar çocuklarımızı nasıl yetiştireceğimizi de etkilemektedir. İyi de olsa kötü de olsa anne babalar kendilerine yapılan ebeveynliği aktarma eğilimindedirler.
Ebeveynlerim, büyükanne, dedelerim ve daha uzak atalarım tarafından tamamlanmamış, cevaplanmamış hålde bırakılan şeylerin ve soruların etkisi altında olduğuma kuvvetle inanıyorum.
Sıklıkla, bir ailede ebeveynlerden çocuklara geçen kişisel olmayan bir karma var gibi görünür. Bana her zaman, önceki nesillerin yarım bıraktığı, tamamlamam veya belki de devam ettirmem gereken şeyler var gibi gelmiştir.
-Carl Jung, Anılar, Düşler, Düşünceler