Onu kıskanıyordu, fakat kimseden değil, kendisinden, kendisinin ihtiyarlığından; onun güzelliğinden ve gençliğinden, nihayet ona tamamıyla sahip olamamaktan müthiş bir kıskançlık hissediyordu.
Bu evlilik bir müthiş hataydı; bunu nihayet, Bihter’i kollarının arasında cansız bir cisim ruhsuzluğuyla, ölmüş bir kadın hissizliğiyle, o kucaklaşmaların heyecanlarından pay alamayarak, gözlerini başka bir sevda hayali ararcasına onun gözlerinden ayırarak, vücudunu verip de asıl kadınlığının sıcaklığını vermeyerek, hissettikçe anlamıştı.
Aşkta kalp susmaya başlayıp da zihin yetilerini kullanmaya başlarsa o aşk öyle bir hasta çocuğa benzer ki damarlarında taze bir kan yerine zehirli ilaçlar dolaşsın. O, bu kıymetli hasta çocuğun damarlarına zehirli ilaçlardan koymamak için kendisini düşünmekten alıkoyardı.
Behlûl, zannının tamamıyla aksine olarak, Bihter'de yumuşak, gevşek bir kadın buluyordu; bir kurala uyarcasına odasına gelişleri vardı ki Behlûl'de kötü bir etki bile uyandırıyordu; bu aşkta birbirini arzu etmeye vakit bulamıyorlardı. Behlûl, pek açık olmamakla birlikte, bu kadının elinde kendisinin evet, asıl kendisinin bir kadın durumunda kalmaya başladığını fark eder oluyordu. Odasında gelinip aranılan, her arzu olundukça alınıp sahip olunan.