Mal sahiplerinden bazıları yufka yürekliydi çünkü yapmaları gereken işten iğrenmekteydiler.
Bazıları kızgındı çünkü bu kadar can yakmaktan hoşlanmamaktaydılar.
Bazılarıysa soğuk durmaktaydı çünkü soğuk durmayınca mal sahibi olunamayacağını yıllardan beri anlamış bulunuyorlardı.
Hepsi kendilerinden daha büyük bir şeyin elinde tutsaktı.
Bazıları kendilerini bu çeşit davranışa götüren matematikten iğrenmekteydi, bazıları korkmaktaydı, bazıları da insanı düşünceden ve duygudan kurtardığı için matematiğe bayılırdı.
Eğer bir banka ya da mali bir kurum toprağın sahibi ise mal sahibinin adamı, banka ya da şirket istiyor, ısrar ediyor, alacak derdi sanki bankayla şirket bir devmiş de düşünerek bilerek onları tuzağa düşürmüş gibi davranıyordu.
Bu adamlar bankaların ya da şirketlerin sorumluluklarını üzerlerine almazlardı çünkü onlar hem insan hem de tutsaktı; bankaların hem makine hem de patron oldukları gibi.
Toprak sahiplerinin bazıları böyle soğuk ve güçlü patronların tutsağı olduklarından ötürü biraz kendilerini beğenmişlerdi.
Gazap Üzümleri- JS
İşte aşçıbaşı en pespaye utançların insanın yaptıklarından ya da beceremediklerinden değil de eylemeyerek yarım bıraktıklarından kaynaklandığını hatta boş yersiz ya da beyhude ve hatta kötü amellerin bile kendilerince bir doğruluğunun ve gururunun olduğunu Itır Hanımının konağında böyle öğrenmişti.

Unutmak diye bir şey yoktur, demişti. Ne kadar debelensen de sadece unuttuğunu zannedersin ve unuttum dediğin şeyler zaman gelir kılık değiştirerek çıkar karşına. Yumurtadan çıkan kuşlar gibi ruhunu delik deşik ederek çıkarlar hem de. Şunu iyi anla unuttum diyen biri kendini ömrünün sonuna kadar aynı şeyi tekrar ve tekrar yaşamaya mahkum etmiştir, sadece o kadar!