bir hataya merhem sürmekten sevinçli parmakların
annemin kilitli sandıklarda kalmış dantelleri gibi bakma n'olur
çatlakları kendinle onaran ışık olmak için kaç yara açtın
hazırlıksız yakalanır insan susmanın her türlüsüne
işte ağrıyor, çokça inliyor dilimin altında büyüyen boşluklar
gel kurtar beni, mesel kıl, kelimelerin nerede
sıcak yazlardan kendi serinliğine sığınarak geçer hayat
ne yana dönsen hep aynı mesafeyi anlatır heves
bakma haritalara, inandığımız şeyleri işgal ediyor yalnızlık
ve sonra birden gözlerin kıyafet serbestliği okul zamanı
ey titreyiş, ey sevincin en kestirme harfi
kusurlu hatıralardan omuzlara dökülen külleri anlatma bana
arındım yaprağı kurutan yaşamak lekesinden
göç yolu bozulmuş kuşların kırgınlığına dayan
ne sende mızrak biter ne bende sine
insan aşktan alıntıdır, anımsa azize
insan uzayıp giden yoldur, en çok kendinden yorulur
böyleydi elbet, durulmadım yatağında çırpınan ırmak olarak kaldım
bende birikti herkes, gidecek yerimden oldum
ışıklar söndü düze indi yalağuz karanlığın kurtları
birdenbire patlayan şarkılar, denizi yerinden eden apartmanlar
bal mumundan yapılmış şehirlerde hayat nereye
oysa sevdim canımın Rahman köşesini, kalbimi bulana kadar
sizi temin ederim, dünya geçen bir ağrı
...
istediğim sorudan başlamaktan yoruldum
bana bir şık daha ver hata yapayım Rabbim
ikide bir şose, ikide bir yağmur yüklü asfalt çukuru
ağlayınca tanınmayacak yüzler ediniyor nisan
içi cız eden kelimelerle yazılmaz kaza raporu
işte teselli
yanında götüreceksin hayat bilgisi defterini