Her kişisel kütüphanede en çok bulunan ve en az okunan kitaplar, kapağının rengi, yazarının ismi, hatta daha basiti, seni kokusuyla cezbetmesi yüzünden alınan kitaplardır. Böyle kitaplara genelde aldıktan sonraki birkaç gün dokunursun, açarsın, birkaç satır okursun ve tekrar yerine koyarsın. Birkaç zaman sonra unutursun onu, ya da onu uzaktan, hafif bir tiksintiyle izlersin. Bazen onu en yakındaki halk kütüphanesine götürmek, birine hediye etmek ya da bir şekilde çözüp kurtulmak istersin, ancak hiçbir zaman çözecek bir yolun olmaz. O senin, daha sonra gereksiz hatıralar biriktirmeye dönüşecek olan, gereksiz şeyleri biriktirme eğiliminin garip bir tezahürü olarak orada kalmıştır. Tüm bu ihtiyaç duyulmayan ve okunmamış kitapların sorumluluğu, onlarla vedalaştığın esnada yüklenecektir sana.