İçimden ağlamak geliyor, çok mutsuzum, Her gün benzer şeyleri yaşamaktan bıktım. İçinde bulunduğum duruma biraz uzaklaşarak baktığımda utanmam gerektiğini görüyorum. İçinde bulunduğum yoksulluğun derecesi, beni utandırıyor. En çok Ayşe'den ve çocuklardan utanıyorum. Utanç... Hiçbir zaman yakamı bırakmadı bu duygu. Sakatlığımdan dolayı benden nefret eden bir babam vardı. Mutsuz bir çocukluğum oldu. Hep ayakaltında büyüdüm. Babamın ve amcalarımın gözlerine batan bir fazlalıktım. Gençliğim, zaten öyle. İş hayatım hiç de başarılı olmadı. Kamyonculuk yaptım yıllarca, sonra tavukçuluk yaptım; iflasla sonuçlandı. Bir kere olsun kambursuz yaşamadım. Sonra sekiz yıl hamallık yaptım köy kooperatifinde. Hor görüldüm, iflaslardan sonra hamallığa düştüğüm için. (Ama en iyi bu işi başardım.) Emekli oldum diye kuşlar gibi sevinirken, bu hastalık gelip çattı. Şimdi kendimden başka hiç kimsem yok. Allah'ım ne olur bu film, iyi olsun. Bu film ne olur, iyi olsun. Biliyorsun ki, senden başka kimsem yok. Beynim uyuşuyor. Nöbetim yokluyor ara sıra. Herkes filmi soruyor, “Film montajda” diye yalan söylüyorum. Senden başka kimsem yok. Sen de yardım etmezsen eğer, bana hiç kimse yardım etmeyecek. Sevdiklerinin hatırına beni utandırma Allah'ım. Biliyorsun ki, benim muhteşem bir sinemam var. Eşi bulunmaz öykülerim var. Onların mahvolup gitmelerine izin verme Allah'ım. Beni utandırma! Benim kimsem yok, senden başka, benim cidden hiç kimsem yok. Allah'ım ne olur, bana yardım et! Yardım edersen eğer, senin hazinelerin tükenmez; ama ben mutlu olurum. Utanmam. Kambursuz yaşarım. Adam yerine konurum. Bu benim için ne kadar önemli biliyorsun. Senin içinse ne küçük bir lütuf. Lütfen...