Emin K.

Emin K.
"Bilgeliğin arttığı yerde keder de artar ve bilgisini arttıran, derdini de arttırır."
10 Mart 2002
“Şefkat ve acıma duygusu, insanoğlunun temel ve belki de biricik yasasıdır.” (Kurosawa'nın Budala'sının eleştirisinden.) “Mutlak olarak iyi olan bir insan delirir. Çünkü ait olmadığı, kendisinin bir parçası olmayan bir ortamda yaşamayı beceremez.” (Aynı eleştiriden.) Müthiş bir tespit. Ben mutlak olarak iyi bir insan mıyım? Hayır. Ama iyi bir insan olmaya çalıştığım kesin. Protest bir duyguyla zaman zaman içimdeki kötülüğü eşelemeye çalıştığım, kötülüğü hayatımın merkezine koymayı düşündüğüm de oldu ama insan doğasını değiştiremiyor. İçim uzun süre kirli kalamıyor.
Sayfa 180 - Küre, 3. Baskı, 2020·Kitabı okudu
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
18 Mayıs 2002
Tarkovski'nin Mühürlenmiş Zaman'ını geçiyorum şöyle bir. Bu kitap, inanılmaz bir şey. Her baktığımda yeni şeyler keşfediyorum. Sanki bir büyü var bu kitapta. “Nasıl oldu da bunu kaçırmışım?” diyorum kendi kendime ve şaşırıyorum. Hele bir kere daha okuduğum “Nostalgia'nın Ardından” bölümü... Ruslar'ın yurtlarından ayrı kaldıklarında yaşadıkları uyum sorunu, asimile olmakta gösterdikleri “trajik yetersizlikleri”, bu yüzden Batılıların onlara “Kötü Göçmenler” olarak bakmaları. Benim de yaşadığım yerden ayrı kaldığımda sudan çıkmış bir balık gibi çırpınışım yüzünden mi, beni bir kere daha derinden etkiledi. Baba ocağı inanılmaz bir şey. “İnsanın vatanı doğduğu değil, doyduğu yerdir” görüşüne bağlı olanlardan açıkça nefret ediyorum. “Bilemedik ana baba kıymeti/Ardımızda bir karlıca dağ imiş/Gurbet elde padişahlık sürmeden/Vatanında züğürt gezmek yeğ imiş.” (Karacaoğlan) Zeki'nin (Demirkubuz) her filmine başlamadan önce Mühürlenmiş Zaman'ı bir kere daha okuduğunu söylediğini hatırlıyorum.
Sayfa 196 - Küre, 3. Baskı, 2020·Kitabı okudu
21 Kasım 2001
“İnsanın ana vatanı çocukluğudur.” Bugün okudum bu sözü. Ben de tam böyle düşünürdüm. Kaybolan ve asla dönemeyeceğim çocukluğuma bakıp bakıp içleniyorum, kendimi gurbette hissediyorum. Hemşehrime de rastladığım yok üstelik.
Sayfa 150 - Küre, 3. Baskı, 2020·Kitabı okudu
29 Ekim 2001
İçimden ağlamak geliyor, çok mutsuzum, Her gün benzer şeyleri yaşamaktan bıktım. İçinde bulunduğum duruma biraz uzaklaşarak baktığımda utanmam gerektiğini görüyorum. İçinde bulunduğum yoksulluğun derecesi, beni utandırıyor. En çok Ayşe'den ve çocuklardan utanıyorum. Utanç... Hiçbir zaman yakamı bırakmadı bu duygu. Sakatlığımdan dolayı benden nefret eden bir babam vardı. Mutsuz bir çocukluğum oldu. Hep ayakaltında büyüdüm. Babamın ve amcalarımın gözlerine batan bir fazlalıktım. Gençliğim, zaten öyle. İş hayatım hiç de başarılı olmadı. Kamyonculuk yaptım yıllarca, sonra tavukçuluk yaptım; iflasla sonuçlandı. Bir kere olsun kambursuz yaşamadım. Sonra sekiz yıl hamallık yaptım köy kooperatifinde. Hor görüldüm, iflaslardan sonra hamallığa düştüğüm için. (Ama en iyi bu işi başardım.) Emekli oldum diye kuşlar gibi sevinirken, bu hastalık gelip çattı. Şimdi kendimden başka hiç kimsem yok. Allah'ım ne olur bu film, iyi olsun. Bu film ne olur, iyi olsun. Biliyorsun ki, senden başka kimsem yok. Beynim uyuşuyor. Nöbetim yokluyor ara sıra. Herkes filmi soruyor, “Film montajda” diye yalan söylüyorum. Senden başka kimsem yok. Sen de yardım etmezsen eğer, bana hiç kimse yardım etmeyecek. Sevdiklerinin hatırına beni utandırma Allah'ım. Biliyorsun ki, benim muhteşem bir sinemam var. Eşi bulunmaz öykülerim var. Onların mahvolup gitmelerine izin verme Allah'ım. Beni utandırma! Benim kimsem yok, senden başka, benim cidden hiç kimsem yok. Allah'ım ne olur, bana yardım et! Yardım edersen eğer, senin hazinelerin tükenmez; ama ben mutlu olurum. Utanmam. Kambursuz yaşarım. Adam yerine konurum. Bu benim için ne kadar önemli biliyorsun. Senin içinse ne küçük bir lütuf. Lütfen...
Sayfa 138 - Küre, 3. Baskı, 2020·Kitabı okudu
12 Şubat 2001
Belki de yalnızca acıyı duymak için taşırız göğüs kafesimizde bu çırpınan kuşu. İçimde bir yer acıyor. Bir yerim kanıyor. Bir yerime iğne batıyor, bir yerimi jilet kesiyor. Cam kırıkları yuttum, kusmak İstiyorum, içimde bir yerlerim yırtılıyor. Ne abartıyorum, ne şu, ne bu... Günceyi insan kendisi için yazmaz mı zaten, abartmak niye? Utanıyorum. Aynadaki yansımı kurşunlamak geliyor içimden.
Sayfa 88 - Küre, 3. Baskı, 2020·Kitabı okudu