Emir ÖZEN

Normal İnceleme
7/10
·328 syf.··
Beğendi
·
2025 16. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 31 Ağustos 2025 23:16
Sosyal medya kullanıcısı Begüm Çakır ’ın kendi sayfasında tavsiye ederken karşılaşmıştım bu kitapla. Bu vesileyle kendisine teşekür ediyorum. Kitabın başlığı günümüz dünyasında da ilgisini yitirmediği için dikkatimi çekmiş oldu. Yazarını da bu vesileyle tanımış oldum. Yazarın dili sade ve anlaşılır olması ve dönem kitabı şeklinde kaleme alması ilgisini arttırıyor aslında. Yazar “normal”in peşine düşen bir karakteri kaleme almış. Karakter çocukluğunda içinde “normal” diye tanımladığı insani duygularının dışında farklı düşünce durumlarına sahip olduğunu anlıyor. Normalin dışında herhangi bir hareket veya davranış sergilediğinde bunu içsel çatışmaya dönüştürüp o durumu normalleştirmeye ya da bazen başkalarının üzerine yıkmaya çalıştığı zamanlarda oluyor. Yazar, başkarakterin babası üzerinden de anlatıya başvurmuş ve bir insanın çocukluğunda baba rolünde bulunan kişilerden ne kadar etkilendiği, ileride hem kendi içsel duygularını hem de toplum içerisinde nasıl davranacağının etkilerini kitap boyunca alt metinlerde hissedebiliyoruz. Küçük yaşta hemcinsi tarafından cinsel istismara maruz kalan karakterimiz yaşadığı bu olaydan dolayı içsel sorgulamaya girer. Bu bağlamda iç çatışmaları hissettirirken bir yandan da dönemin İtalya’sını kaleme alan yazar, baskıcı dönemin “Normal ”ine vurgu yapar. O dönemin savaş siyasetine ve o düzen içerisindeki insanların istemedikleri halde siyasetin istediği normalliği yansıtma çabalarını da göstermeye çalışıyor. Bireyden yola çıkarak düzen eleştirisi yapılan ve düşünülmemesi gereken şeyleri düşünüp fakat onu dile getirmeyip düzenin isteğini gibi (yani toplumun düşündüğünden farksız) davranış gösteren başkarakterleri açık biçimde ele almış. Yazar bir nevi sistem eleştirisi yaparken bunu kimi zaman birey üzerinden kimi zaman toplum
Düzen AdamıAlberto Moravia · Kolektif Kitap · 2019458 okunma
Reklam
Ben Orhan Kemal'e geç kaldım siz kalmayın.
8/10
·380 syf.··
Beğendi
·
2025 14. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 28 Temmuz 2025 13:48
Okuduğum ilk Orhan Kemal eseriydi. Yazara geç kalmanın vermiş olduğu pişmanlığı anlatamam. Fakat şu yaşımda okumak ayrı bir lezzet verdi. Bir kitabı okurken yaşınızın, bilgi ve tecrübenizin o kitabı yorumlamada ve farklı bakış açısı ile bakmanızda büyük bir katkısı var. Tabii 18 yaşımda da okumak isterdim, kendime kızmıyorum desem doğru olmaz. Bu incelememi kitabı okuduktan birkaç gün sonra yapıyorum. İncelemesi benim için genel hatlarını çizip bireye ve topluma vermek istediği veya öyle bir kaygısı olup olmadığıdır. Tabii şunu da belirtmek isterim ki Orhan Kemal gibi bir devi incelemek haddime değil lakin sadece kendi düşüncelerimi belirtiyorum. İnsanın yaşanmışlığı, hayata bakış açısını nasıl etkiliyorsa, kitap yorumlamaya da etkisi yadsınamaz. Yazar beni Yaşar Kemal okuyorum hissine kaptırdı. Yanlış anlaşılmasın, kullandığı dil ve üslup ile değil. Hissettirdikleri ve uyandırdığı duydu ile. Nasıl Yaşar Kemal’i okurken bir şeylere isyan duygum kabarıyorsa Orhan Kemal’de de aynı lezzeti aldım. Nasıl Yaşar Kemal her şeye ve her duruma karşı “yine de hayat mücadeleye değer” ya da “kötü şeylere karşı umut her zaman vardır” hissi nasıl uyandırıyorsa, aynı duygular Orhan Kemal okurken de oluştu. Mesela kitabın bir bölümünde şöyle bir cümle geçer: “İnsanlar aç ama umutsuz değillerdir!” bu cümle Yaşar Kemal kokuyordu. Dönem kitabı olarak görüyor olsam da veya yazar o dönemin şartlarına göre bir durum ortaya koysa da aslında hiç değişmeyen ve değişmeyecek olan insan-insan, insan-toplum mücadelesini konu edinmiştir. Bireyin toplumdaki yerini sorgularken bir yandan da toplum için bireyin değerini alt metinlerde okura aktarıyor. Ve bunu güzel bir kurgu ve edebi dil kaygısı olmadan işlemiş. Yazıldığı dönemin köy hayatının da artık zorlaştığı ve ekmek parası kazanma kaygılarının
Bereketli Topraklar ÜzerindeOrhan Kemal · Everest Yayınları · 20208,4bin okunma
Bir Ada Hikayesi
10/10
·318 syf.··
Beğendi
·
2024 6. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 26 Aralık 2024 21:36
Kan ve gözyaşı bu toprakların mirası. Tarihte her toprak sahibi, ülke sahibi, ister otoriter olsun ister totaliter isterse demokrasi ile yönetilsin tek amaçları halklarını yoksul bırakmak olmuş. Bırakırken de her türlü yola başvurmak olmuş. Bu yoksulluk bilerek ve isteyerek sermaye sahiplerinin öncülüğünde iktidarların aracılığı ile yapılabilir olmuş ve günümüzde de devam ede gelmiştir. İşte bu yoksulluk, kan ve gözyaşını da beraberinde getiriyordu. Anadolu'nun Tolstoyu Yaşar Kemal, bir ada hikayesi'nde (Fırat suyu kan akıyor baksana) farklı etnik millete ait iki halkın kan, gözyaşı, yoksulluk, terk ediş, terk ediliş, hasret ve özlem gibi insana dair hak etmediği tüm dramların ete kemiğe büründürerek anlattığı bir başyapıt. Karakter analizi yapıp inceleyi boğmak istemiyorum. Önemli olan kitaptaki karakterlerin magazin boyutunu değil, yazarın bize ne vermek istediğini yalın bir şekilde anlatmak aslında. Yaşar Kemal'in anlatım tarzındaki doğayı tasfiri bu kitabında da okurunu doyuruyor. Mesela öyle güzel deniz tasfiri yapıyor ki ömründe deniz görmemiş okur bile denize dokunuyor hissine kapılıyor, deniz görmüş okur ise nasıl öyle bakmadığına hayıflanırdı. Sadece denizi değil tüm doğayı belden geçiriyor sanki. Yaşar Kemal'in denizi başka bir deniz, güneşi başka bir güneş, çiçeği başka bir çiçek, otu başka bir ot sanki. İşte böyle bir tasfirle başlıyor adanın hikayesi. İki halkın Yunanistan'da ki Türkler ile Türkiye'deki Yunanlıların, Anadoludaki büyük savaş sonrası ada halklarının fikirlerini almadan, iktidarların almış olduğu mübadele kararı sonrası yaşadıkları dramı iki baş kahraman üzerinden anlatıyor. Bu yaşanan ada halklarının gözlerinde bir sürgün, bir yok oluş, binlerce yıl yaşadıkları topraklara ihanet. Kahramanlardan biri olan Poyraz Musadır. Anadolu'nun
Fırat Suyu Kan Akıyor BaksanaYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 20208,2bin okunma
10/10
·176 syf.··
Beğendi
·
2023 4. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 17 Ocak 2023 20:36
Sürekli ertelediğim bir kitaptı. Niçin ertelediğimin de bir nedeni yok. Bizim topraklarımızdan çıkmış bir destan. Homeros'tan İlyada ve Odysseia gibi destanların Gılgamışdan sonra yazıldığını düşünürsek ne kadar değerli bir yapıt olduğu ve bu toprakların geçmiş hafızasını taşıdığının güneş gibi kanıtıdır aslında. Ve en güzel yanıysa sadece bu toprakların değil tüm kıtaların tarih başlangıcı. Yaradılışın, beş bin yıl önceki insan, yarı insan yarı tanrı ve tanrıların günümüz insanına seslenişi. H.G. Wells'in Zaman Makinesiyle yolculuk yaptım gibi. Yiğitlik mi aradığın, gel... Cesaret mi istediğin, gel... Nefret mi istemediğin, gel... Tanrı Aşkı mı, gel... Zalim yönetici mi arıyor gözlerin... Ya o zamanın beddualarına ne demeli... Aynı kandan olmasan da Kardeş dediğin birini mi arıyorsun... Ve üç semavi dinde geçen Nuh tufanının ilk defa burada geçmesine ne demeli... Bazı kitaplar vardır zamanı senden çalan ve bazı kitaplar vardır sana Zaman kazandıran. Zaman kazandıran, okumalarınıza ve size değer katacak şimdi şuan okunması gereken bir destan.
Gılgamış DestanıAnonim · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20237bin okunma