Altı yüzyıl süren Osmanlı İmparatorluğunda bir aristokrat sınıf yaratılmamasına özen gösterildiğini biliyordu Profesör. Çünkü bir ailenin egemenliğiydi bu. Kurucusunun adı Osman olduğu için devletin adı da buydu. Eğer büyük dedelerinin adı Ali olsaydı Ali İmparatorluğu diye geçecekti tarihe. Ve kendi karşılarında hiçbir aileyi güçlendirmemek için Türk kızlarıyla bile evlenmemişler; karılarını hep Macaristan, Rusya, İtalya gibi ülkelerden seçmişlerdi. Biraz palazlanan her aileyi yok ediyor, aile liderini idam ettiği yetmiyor gibi Şeyhülislam’dan “Kanı ve malı helaldir!” diye fetva alıyorlardı.
Denizde her şeyin bir çaresini bulurdu nasıl ols;ia; yakamoz, tuz, balık, rüzgar, güneş ve Homeros’un şarap rengi denizi! Ege’nin bazı hallerini görmeyen kimse, Homeros’un şarap rengi demekle ne kastettiğini anlayamazdı ama Ege akşamüstlerinde denizin tam da şarap rengi olduğuna, başka hiçbir renge benzemediğine yemin edebilirdi Profesör.
Mustafa Kemal acısını kalbine gömüp yola devam etti ve “Millet sağ olsun” dedi. Haftalar sonra İzmir’deki mezarını ziyaret ettiğinde ise şunları söyledi.
“Annemi kaybettiğim için şüphesiz ki çok üzgünüm. Ancak bir tesellim var. En büyük anamız olan vatan kurtulmuştur!”