Bu neşeli, akıllı, uslu insan sesleri arasında yalnızım. Bütün bu insanlar, vakitlerini dertleşmekle, aynı düşüncede olduklarını anlayıp mutluluk duymakla geçiriyorlar. Tanrı aşkına, hep birlikte aynı şeyleri düşünmeye ne kadar da önem veriyorlar.
...Şimdi kimseyi düşünmüyorum, sözcükleri bulmak için bile çabalamıyorum. Kimi zaman hızlı, kimi zaman yavaş bir şeyler akıyor içimde: Dokunmuyorum, bırakıyorum gitsin. Sözcüklere bağlanamadığım için düşüncelerim çoğu zaman karmakarışık. Belirsiz ve hoş şekiller halinde belirip sonra kayboluyorlar, hemen unutuyorum onları.
"Memleketinizin durumuna baktığınızda eksiklikleri, yanlışlıkları, genel anlamda geri kalmışlığı, bu yüce halkın kudretine yakışmayan yavaşlığı ve özensizliği mi görüyorsunuz? O hâlde 'Güneş çoktan doğdu! Çalışma vakti! Öğrenmeli, öğretmeliyiz! Omuz omuza çalışacak daha çok, daha çok insan bulmalıyız! İşimiz çok, çalışacak insansa az. Yeni bir güce ihtiyacımız var...' diye seslenin, çağırın... Ruhunuz daralarak, kalbiniz sıkışarak bu başıboş bırakılmış, öksüz kalmış halkın sonsuz yoksulluğuna, asırlardır süren karanlık cehaletine, çocuksu çaresizliğine bakıyorsunuz. Hayalini kurduğunuz sevgili halkınız bu değil."