Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Puan vermedi·242 syf.··
Beğendi
·
2020 46. kitabı
Bir sabah ansızın tutuklandığını;normal yaşamını devam edebileceğini öğrenen Josef K.,neyle suçlandığı bildirilmediği için önce bunu bir şaka şansa da kısa sürede durumun ciddiyetini kavrar.Ancak ne mahkemeye çıkarılır ne de savcılarla görüşebilir.Aslında ortada bir dava da yoktur.Josej K.zaten yaşam ya da dünya tarafından tutuklanmış fakat bunun bilincine hiçbir zaman varamamış olmasıdır.
DavaFranz Kafka · Karbon Kitaplar · 201763,8bin okunma
8/10
·242 syf.··
2019 18. kitabı
Bana okumaya başladığımda karmaşık gelen kitaplardan biri. İlerleyen sayfalarda yer yer sıkıldığım fakat verilmek istenen mesajı hissettiğim bir kitap oldu. Sonuna değinecek olursam havada kalmış sanki yarım bırakılmış gibi gelmişti. Onun dışında her okuyanın sevip anlayabileceği bir klasik olduğunu düşünmüyorum.
1000Kitap
DavaFranz Kafka · Karbon Kitaplar · 201763,8bin okunma
8/10
·242 syf.··
2020 22. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 11 Temmuz 2020 12:03
Kafka’nın absürt bir hikayesi olan Dava’da bir sabah hiç beklemediği bir suç yüzünden tutuklanan Josef K.’nın verdiği mücadeleyi ve masumiyetini ispatlama çabasını anlatıyor.
DavaFranz Kafka · Karbon Kitaplar · 201763,8bin okunma
3/10
·242 syf.··
2018 25. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 11 Eylül 2018 23:16
"...-Hayır, dedi papaz, doğru olduğunu kabullenmen gerekmiyor, sadece gerekli olduğunu kabullenmelisin. -Ne acıklı bir düşünce, dedi K., yalan söylemek dünyanın en doğal şeyi yapılıyor." (Sayfa 244) Ben bu yazarı anlamıyorum! Ya ben Franz Kafka okumak için henüz yeterince pişmedim, ya da ikimiz çok farklı frekanslardayız. Yazarın ilk okuduğum kitabında, Dönüşüm'de de hiçbir şey anlamamıştım. Kitabı okuyanlarla sohbet edip onların yorumlarını dinleyince okuduklarım biraz yerine oturur gibi olmuştu ama ne yalan söyleyeyim, sanki sırf kitaptan bir anlam çıkarmaya çalışmak için fazla zorluyorlar gibi gelmişti. Dava'da da aynı şeyleri hissettim. Kitabın kahramanı tutuklanıyor, hakkında şikayet var ve dava açılmış ama kim açmış, neden açmış, suçu neymiş belli değil. Öğrenmeye çalıştıkça saçma sapan mantıktan uzak bir adalet sisteminin içine düşüyor. Sistem o kadar adaletsiz ki, orada hakkını aramaya çalışmak bile mantıksız bir hal alıyor. Evet, bu kısımlarında ciddi bir adalet sistemi taşlaması var ve bazı yerlerde yazar gerçekten de taşı gediğine koyuyor. Fakat bu taşlamayı yaparken, sistemi eleştirmek için onu öyle bir hale sokuyor ki, gerçek olması mümkün olmayan distopik bir "adaletsizlik sistemi" yaratıyor. Kitabı okurken sistem eleştirisinden çok, "amma da abarttın ha" diye düşündürdü çoğunlukla. Sonunu ise hiç anlamadım, yine kitabı önceden okumuş bir arkadaşımın yorumlaması sayesinde biraz anlar gibi oldum ama böylesine bir sosyal mesajı vermek için bu kadar anlaşılmaz ve çetrefilli bir yol izlemesini anlamsız buldum. Tekrar söylüyorum ki, sanırım gerçekten farklı frekanslarda düşünüyoruz ve bu yüzden birbirimizi anlayamıyoruz. Yaşım kemale erdiğinde yazarın kitaplarını yeniden okuyacağım, o zaman vermek istediği o sosyal mesajları iliklerime kadar hissedeceğimi
DavaFranz Kafka · Karbon Kitaplar · 201763,8bin okunma
Puan vermedi·242 syf.··
Beğendi
·
2023 5. kitabı
İnsanı yargılayan en kaçılmaz yargıç vicdandır. Herkesten kaçabilirsiniz ama vicdanınızdan asla kaçamazsınız. Şu bir gerçektir ki vicdan insanı her zaman suçlu bulur çünkü başkasını yargılamaz. Sadece bizi yargılar. İyi ya da kötü yıllarca küçük bir olayın dahi azabını çekebilen yürekler dolaşıyor. Ve bu vicdan muhasebesi asla bitmiyor. Kaçıyorsanız bilin ki o da yanınızda geliyor. Ve o mahkeme sizi suçlu bulana kadar asla durmayacak. Nedendir bilinmez ama yaptıklarımız ve yapamadıklarımız, unuttuklarımız ; unutulamayacak şekilde orada karşımıza çıkar. Ve o mahkeme asla bitmez. Belki de suçlu olmamak için o mahkemeyi bitiremeyen bizizdir.
İnsan ve Duygular
DavaFranz Kafka · Karbon Kitaplar · 201763,8bin okunma
Puan vermedi·242 syf.··
2021 61. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 24 Mart 2021 23:45
Eserin oldukça sıkıcı olduğunu düşünüyorum.Ama aynı zamanda da bu sıkıcılık sonuna kadar merak da uyandırıyor.Acaba adamın yargılandığı konu neydi diye sonuna kadar geldim.Hani mantarın normalde sası bir tadı vardır ama pizzada olağanüstü durur.Franz Kafka’nın eserlerini ben mantara benzetiyorum.İçerdiği metaforlarla olağanüstü bir esere dönüşüveriyor zihnimizde.Kitap oldukça farklı yorumlamalara açık. Ben iki türlü değerlendirilebileceğini düşünüyorum:1.si;Kafka bu kitapta somut olarak çağının hukuk sistemini eleştirmiş2.si ise dava tam olarak bir hayat mücadelesinin metaforuydu ve bizler bu mücadelenin içinde hiç de özgür olmayan bireyleriz; ulaşılmak istenen mesaj bu.Sıkıcı kitap sevenlere keyifli okumalar:))
DavaFranz Kafka · Karbon Kitaplar · 201763,8bin okunma
Puan vermedi·242 syf.··
2023 27. kitabı
Kafka’nın karakterleri, felsefi ve psikolojik bir tartışmanın aktörleridirler. Kafka yine bir özdeyişinde “Kafesin biri, bir kuş aramaya çıktı.” diyerek insanoğlunun içine doğduğu toplumun tüm kurumlarıyla birlikte bireyi nasıl esirleştirdiğini vurgular. Eser, “Korku Çağı” diye adlandırılan 20. yüzyılda insanoğlunun artık neredeyse kurtulunması olanaksız bir yazgıya dönüşmüş olan kuşatmalı yaşamının hikâyesini anlatır. Bu çağa korku egemendir, çünkü insan, hemcinsleriyle insanca bir dil aracılığıyla iletişim kurabilme, böyle bir dille insanca tepkiler uyandırabilme olanağından yoksun kalmıştır.
Edebiyat
DavaFranz Kafka · Karbon Kitaplar · 201763,8bin okunma
8/10
·256 syf.··
2020 45. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 30 Aralık 2020 20:44
instagram.com/p/CL4YzTAp9Ck/?... Franz Kafka'nın yazmış olduğu eserde kahramanımız Joseph K.'nın bir sabah ortada hiç bir neden yok iken tutuklanması ve tutuklanma sebebini öğrenip davadan aklanmak için verdiği mücadele anlatılmaktadır. Akıcı bir dile sahip olması ve merak uyandıran etkisi sayesinde size sürükleyici okuma süreci sunan eserde; bazı kısımlar gereksiz uzatılsa bile okurken zihninizde oluşan nedenlere cevap bulma istediği sizin hep bir sonraki sayfaya geçmenizi sağlıyor.
Edebiyat
DavaFranz Kafka · Karbon Kitaplar · 201763,8bin okunma
Mahkeme Tiyatrosu
8/10
·242 syf.··
2024 10. kitabı
Distopik ve iç karartıcı bir dünya. Hukukun ve insanlık tarihinin en temel ilkelerinin altüst edildiği bir dünyada yaşayan Josef K.’nın hikayesi. Kafka kitabın içinde kelime oyunu da yaparak aslında kitabın kahramanının kendisini olduğunu açıkça belli etmiştir. Bu yüzden gözlemci bakış açısıyla yazılmasına rağmen aynı zamanda Kafka’nın iç dünyasının dışavurumudur bu eser. Kafka’nın tasvir ettiği bu dünyada hukukun ve adaletin en temel ilkeleri olan; masumiyet karinesi, adil yargılanma, mahkemelerin bağımsızlığı, suçun açıkça isnat edilmesi, savunma hakkı, aklanma hakkı, yargıçların bağımsızlığı ve mahkemenin her bir ögesinin görevi gibi temel ilkeler ve düsturlar bu dünyada adeta yok sayılmış ve rejimin ve diğer insanlardan üstün olanların istekleri doğrultusunda şekillenmiştir. İşte böyle bir dünyada aklanmaya ve hakikati ortaya çıkarmaya çalışan hikaye kahramanımız bu uğurda mücadele verdikçe bu dünyayı tanımaya başlamış ve bu karanlık dünyanın kahramanlarıyla bu dünyada aklanmanın mümkün olmadığının farkına varmıştır ancak bu farkındalık herhangi bir değişikliğe sebep olmamıştır maalesef. Kafka bu absürt romanıyla bizlere birçok hayati mevzuyu çarpıcı şekilde gösteriyor. Son olarak da hikayenin sonundaki kaçınılmaz sonun aslında insanlığın kaçınılmaz sonu olduğunu anlıyoruz.
Değerlendirme
DavaFranz Kafka · Karbon Kitaplar · 201763,8bin okunma
"Ah Franz kafka! Benim hüzünlü kekim.."
9/10
·224 syf.··
2021 30. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 27 Mayıs 2021 01:17
1883 senesi yazında, sıcağın kasıp kavurduğu bir yaz gününde buz gibi biri olarak doğuyorsunuz. Prag'da Almanca konuşan bir Yahudi ailenin, 6 çocuğundan en büyüğüsünüz. İki küçük kardeşiniz bebeklik döneminde ölüyor. İkinci Dünya Savaşı'ndan birkaç yıl önce hayatınızı kaybediyorsunuz. Ardından üç küçük kız kardeşi toplama kamplarında ölüyor. Sürekli hikayeye ilgi duyuyorsunuz ve en sevdiğiniz yazar Fransız romancı Gustave Flaubert. Tıpkı Tolstoy ve Dostoyevski'de olduğu gibi, tip itibariyle çelimsiz ve çirkin birisiniz, bir Maksim Gorki değilsiniz mesela. Babanızla ilişkiniz oldukça karışık. Mutsuz ev yaşantısına rağmen 31 yaşına kadar ebeveynlerinizle yaşamaya devam ediyorsunuz. 36 yaşınızdayken ilişkinize ilişkin duygularınızı açıklığa kavuşturmaya ve kişiliğinizi ileri sürmeye çalışan babanıza 100'den fazla sayfalık uzun bir mektup yazıyorsunuz. Romantik hayatınız ünlü olmasına rağmen, güvensizlikleriniz, nevrozlarınız, ve samimiyet korkunuz insanlarla ilişkilerinizi üstlenmesini zorlaştırıyor. Hiç evlenmediniz fakat hayatınızda üç farklı kadın (Felice, Dora, Milena) oldu. Hatta birisiyle (Felice) 2 kez nişanlandınız ama olmadı. Ardından evli bir kadına aşık oldunuz. (Milena) İki yıl mektuplaştınız ardınan Polonyalı birisiyle nişanlandınız.(Dora) Onunla ciddisiniz. Hatta Filistin'de bir restoran açıp oranın başgarsonu olmayı, nişanlınızın da aşçı olmasını planlıyorsunuz lakin hastalığınız buna izin vermiyor. Yaşadığınız dönemde araf'ta kalmış birisiniz. Almanca konuştuğunuz için Çekler; Yahudi olduğunuz için Almanlar sizden pek haz etmiyor. Haliyle yaşadığınız dönemde yalnızlığa mahkum olmanızın temelinde bu da etkili oluyor. Tüberküloza yakalanıp ölümünüzün yaklaştığı sırada arkadaşınızı (Max Brod) yayınlanmamış tüm edebi eserlerini yakmaya çağırıyorsunuz: "Sevgili
1000Kitap
DavaFranz Kafka · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202163,8bin okunma

Yazar Hakkında

Franz KafkaYazar · 138 kitap
Yahudi bir tüccar aileden gelen, Almancaya da hâkim olan bir yazardı. Kafka'nın en önemli eserlerini, üç romanının (Dava, Şato ve Kayıp) yanı sıra; ortaya koyduğu birçok hikâyeleri oluşturuyor. Kafka'nın eserlerinin büyük bölümü ancak Kafka'nın ölümünden sonra meslektaşı ve yakın arkadaşı Max Brod tarafından yayımlandı ve bu eserler 20. yüzyılda dünya edebiyatında kalıcı bir etki bıraktı. 1883 yılında Prag'da doğdu. Taşralı Çek proletaryasından gelip zengin bir tüccar konumuna yükselmiş bir baba ile zengin ve aydın bir Alman Yahudi'si annenin çocuğu olan Franz Kafka'nın, içedönük ve huzursuz kişiliğini büyük ölçüde annesine borçlu olduğu söylenir. Ailenin en büyük çocuğu olan Kafka'nın iki erkek kardeşi küçük yaşta hayatlarını kaybettiler. Kız kardeşleri Elli, Valli ve Ottla ise Nazi Almanyası'nın organize ettiği Yahudi katliamı Holocaust'da hayatlarını kaybettiler. Kafka, çeşitli ailevi ve toplumsal sebepler yüzünden çevresine yabancılaşarak büyüdü. Ailesinin Prag'daki Alman toplumuyla kaynaşma çabaları sonucunda Alman okullarında okudu. 1893 yılında öğrenim görmeye başladığı Avusturya Lisesi, yalnızlığını ve kendi içine kapanmasında büyük etken oldu. Çek kökenli bir aileden geldiği halde Almancayı anadili olarak kullandığı için tam bir Çek sayılmayan Kafka'yı, Almanlar da tam anlamıyla kendilerinden görmediler. Ufak yaşlarda da Çekçe konuşan Kafka gittiği Alman okullarının da etkisiyle Almancada ustalaştı. 1901 yılında Altstädter Gymnasium lisesini bitirdikten sonra Prag'daki Karl Ferdinand Üniversitesi'nin Hukuk Fakültesi'ne girdi. Buradaki eğitimi sırasında Alman edebiyatı derslerini takip etmeye başladı. Öğrenciliği sırasında Yiddiş tiyatro çalışmalarında yer aldı ve bu çalışmalara destek verdi. Kafka ilk eseri olan 'Bir Savaşın Tasviri' adlı öyküsünü bu dönemde yazdı. 1902 yılında Max Brod'la tanıştı. Max Brod, Kafka'nın yaşamında önemli rol oynayan isimlerden biri olacaktı. 1906 yılında hukuk öğrenimini doktora ile tamamladı ve bir yıl süren avukatlık stajını yaptı. 1907'de Sigorta Şirketi'nde memur olarak çalışmaya başladı. Gündüzleri sigorta şirketinde sürdürdüğü çalışma hayatının yanı sıra geceleri ölümden bile daha derin bir uykuya benzettiği yazma işine yoğunlaşıyordu. Aynı yıl 'Taşrada Düğün Hazırlıkları' adlı öyküsünü kaleme aldı. 1912 yılında nişanlısı Felice Bauer'le tanıştı. Onunla ilişkisini, üç kez ayrılıp yeniden nişanlanarak, 1919'a kadar sürdürdü. Evlenmemesine neden olarak hastalığını gösteriyordu. Oysa güncesinde evliliği bir burjuva bağı olanak nitelendirmiş ve edebiyat hayatını sürdürebilmesi için yalnızlığa ihtiyacı olduğunu vurgulamıştır. Nişanlısıyla bu ilişkisinden geriye beş yüzün üzerinde mektup kalmıştır. Bunlar, Kafka'nın ölümünden çok sonra 1967'de 'Felice'ye Mektuplar' adıyla yayınlandı. 1917'de Kafka, verem olduğunu öğrendi. 1919 yılında geçirdiği ağır gripten dolayı hastaneye kaldırıldı. 1920 yılında Milena Jesenska ile tanıştı. Mektuplaştığı dört kadın arasında en ciddi ve önemli olan Milena Jesenska'ydi. Milena'yla mektuplaşmaları önce bir arkadaşlık gibi başladı, daha sonra tutkulu bir aşka dönüştü. Fakat Milena evli olduğundan bu mutsuz ve imkânsız ask Kafka'yı derin acılara sürükledi. Mektuplaştıkları üç yıl boyunca sadece iki üç kez görüşebildiler ve bu görüşmeler Kafka'yı üzmekten başka bir işe yaramadı, yine de onun yaratıcılığını olumlu yönde etkilediği rahatlıkla söylenebilir. Daha sonraları edebiyat tarihinin güzide eserlerinden biri sayılacak olan "Milena'ya Mektupları”nda Kafka şöyle dile getirir durumunu; "En çok seni seviyorum diyorum ama gerçek sevgi bu değil sanırım, sen bir bıçaksın, ben de durmadan içimi deşiyorum o bıçakla dersem, gerçek sevgiyi anlatmış olurum belki..." Milena bu mektupları 1939 yılında yayınlaması için yakın arkadaşı Willy Haas'a verdi ve kendisi 17 Mayıs 1944'te Almanya'da toplama kampında öldü. 1922'de emekli oldu, maddi durumu kötüydü ve sağlığı gittikçe bozuluyordu. 1923`de ailesinin etkisinden kaçmak ve yazmaya yoğunlaşmak için Berlin'e taşındı, orada da Dora Dymant adında bir sevgilisi oldu. Dora, Milena`dan daha şanslıydı Nazi Almanya'sına direndi ve 1952`de Londra'da öldü. 1924 yılı 3 Haziran gecesi, 1917 senesinde kaldırıldığı Viyana yakınlarındaki Keirling sanatoryumunda hayata gözlerini yumdu. Kafka'nın eserlerinin hepsinde görülen yabancılaşma olgusu, onun kendi yaşamında da belirgin bir biçimde izlenir. Ona göre ne kadar küçük ve basit bir yaşamı olursa o kadar mutlu ve sorunsuz olacaktır. Nazilerin Çekoslovakya'yı işgali sırasında Kafka ile ilgili birçok belge yok edildi. 20 yıl süren dostluklarının sonunda Kafka bütün yazdıklarını ölümünden sonra yakması için Max Brod'a vermişti. Yazdıklarının gereğinden fazla kişisel ve değersiz olduğunu düşünüyordu. Tabii Max onunla ayni fikirde değildi ve Kafka'nın ölümünden sonra, karışık halde bulunan binlerce sayfa metni toplayıp düzenleyerek yayınladı. Yaşamının ve yapıtlarının ortak yani, Camus'nün dediği gibi, "Her şeyi göstermek ve hiçbir şeyi teyit etmemektir". Çünkü yaşamayı bir savaş, ama önceden yitirilmiş bir savaş olarak görür. Çünkü bir insan olarak yaşamak ve doğru yolda ilerlemek hemen hemen olanaksızdır.