Psikoloji okumayı severlerin Alfred Adler'i tanımadığını düşünmüyorum ama gözden kaçırmışlar için tavsiye ederim.
Adler kitapta; insanı karakter gelişiminde bir olgunluğa taşıyan asıl meselenin çağdaş yaşam koşullarından geçtiğini savunuyor.
İşledigi konular yaşam koşullarında bir bireyin karakter geliştirmesine destek olan aile ve aile içinde gelişen karakter özellikleri,cocuk gelişimi, kadınların toplumda varolmasını kabullenmenin erkekler tarafından güçlüğünü, kadin erkek eşitliğinin kavraminda kadınlara yönelik açıklamaları(yürekli anlatım tarzi cok iyi ),kadin erkek ilişkilerinde olusan sorunlar, din ve toplumda var olmanın bütünlüğünü yaşamanın yada yasayamamanin olusturdugu koşullar, duygu geçişleri ve nedenlerini sebeplerini Adler'ın oturduğum koltuğunda hepsini dinledim.
Bu salt analizlerin gücünü algıladığımda tum bilgiler ve konuda işlenen her duygu kavrami oldugu gibi gerçeğe ışık tuttuğu icin yaşanılan duyguların asıl altında yatan sebebine inmemizi sağlıyor.
Duygu kavramlarında işlediği en etkileyici 《guven duygusu》 oldu..
Adler kazanilmamis guven duygusunun karşısında diğer tüm duyguların sizi tesiri altında tutacağını vurguluyor.. kitabı özümsediğim de, indigim derinlikte karşıma çıkardığı güven duygusuydu.. hatta bana öyle geliyor ki tüm duyguların altinda yatan kök hücresi gibi görüyorum.
Insanin değişimi ve bir çok atılımı kendine güvenmesi ile gerçekleştiğini görmek için önce derinde yatan sebebe inmeli ve duvarları ile yüzleşmeli.. tabi bunları yıkmak için yüzlesebilme şansını önce kendisine verebilmesi gerekiyor.
Bu kitabı özellikle;
Yaşadığı hayattan keyif alamayanlar..
Mutsuz ve ne yapacağını bilmeyenler..
Değer verip karşılık almamışlar..
Nerede hangi hatayı yaptığı için tekrar tekrar yenileyenler..
Bir turlu doyuma