Şöyle ya da böyle her ilişki bitmek zorunda. Ömür boyu garanti diye bir şey yok. Güneşin batışını görmekten üzüntü duyduğun için doğuşunu izlemekten zevk almayı reddetmek gibi bir şey bu!
Her zamanki gibi şaşırtmadı! Ne zaman çok okunan bir kitap görsem ne vakit haddinden fazla övgüye layık olsa (!) aynı kitap sonu hüsran! Gece Yarısı Kütüphanesi bir kitabı elime aldığımda sonuna kadar gitme isteğimden dolayı bitirebildiğim kitaplardan oldu maalesef… aslında genel olarak yorumlarda “hayat bakış açımı değiştirdi, yaşamım anlam kazandı” minvalinde cümleler gördüğümde okur kitlesi hakkında genelde yanılmadığım bir farkındalık kazandığımdan dolayı bu kitlenin okuduğu kitabında ne kader ileri boyutta(!) olabileceğini tahmin ediyorum. Ancak bir kere merak etmiştim ne gelirdi elden okumaktan başka. Karakterimiz Nora hakkında bir sürü bilgiye sahip olacak olsanızda bir sorun var: içi çok boş.
İntihar etme -hayattan kopma - artık devam etmek istememe döngüsüne giren ya da girecek olan bir insana hazırlamıyor sizi kitap. Bence ilk büyük kusuru buydu. Çünkü kitabın sonundaki “hayat ne olursa olsun yaşanmalı/ yaşanmaya değer” şiarına ulaşabilmek, yaşamın anlamını sonuna kadar hissetmek için önce neyden nasıl vazgeçtiğini çok iyi bilmek gerek. Nora bir anda babasının baskısından, annesinin depresyonlarından, ardından hızlıca annesinin vefatından bahsederken, evlenemek üzereyken attığı nişan yüzüğüne oradan da ortak müzik kariyerlerine devam etmekten vazgeçtiği için kendisiyle konuşmaktan uzak duran abisinin özlemini anlatıyor bize çok kısa bir sürede. Fakat bilin bakalım ne eksik: DUYGU!
İşten kovulup evine dönünce kapıda beliren Ash, ona kedisinin öldüğünü söylüyor ve kedisine bile bakmaktan aciz olduğunu düşünüp intihar ediyor. Bir insanın doğmak, büyüme yaşlanmak elinde değildir. Ancak intihar etmek (dini yönünden bağımsız olarak) büyük bir iradenin ve ironiktir yoklunluğun tezahürüdür. Böylesine büyük bir kararın gelişimi oldukça sığ geldi bana.
Saatler 00.00