Kitap epey kapsamlı fakat benim ilgimi çeken olay Şeyh Cüneyd'in Anadolu yolculuğu olmuştur sırasıyla Erdebil'den>Konya>Karaman>Hatay>Canik'e giden Cüneyd burada zaten Osmanlı'nın vergilendirmesinden kaçan Türk kitlelerini hem dini hem siyasi sorunları kullanarak nasıl örgütleyip kendi çıkarları için kullandığını görüyorsunuz. Elbette Cüneyd bir tarikatın mirasçısıdır belki de en büyük etken budur fakat İskenderun'da örgütlenmeye çalışıp burada Memlüklerin üzerine ordu yollaması sonucu Canik'e kaçıp orada Trabzon Rum İmparatorluğuna cihad başlatması bu kadar kısa sürede bu kadar fazla insanı örgütleyebilmesinin bir çok nedeni var. Bilmiyorum bu çıkarım ne kadar doğrudur fakat daha en başından Türk milleti dini okuyup anlamamıştır bu benim şahsi kanaatimdir bu tarz şeyh, derviş, sufi kimlikli kimselerin peşine bu kadar çabuk ve kolay takılan, okuma yazması olmayan dini derviş adlı kimselerden dinleyerek öğrenen milletimiz Uzun Hasan ve Şeyh Cüneyd buna İslam'la beraber başlamamışlardır, Türkler Sibirya'dan beri toplumun kam, şaman, otacı gibi toplumun öne çıkan kimselerine saygı duymuşlar ve onlara danışmışlardır nitekim İslam Öncesi Türk Devletlerinde hükümdarın fikir danıştığı kamı vesaire olduğunu görüyorsunuz. Sözlü gelenekten gelen milletimiz iki bin yıl önceki alışkanlıklarını ne günümüzde ne de İslamlaşma sürecinde çok da kaybetmemiştir bu biraz Sosyoloji'nin 'Toplumlar değişir mi?'' sorusuna geliyor bence değişmesi çok zordur, birey kendisini değiştirebilir geliştirebilir ama bir toplumun kendini değiştirmesi eğitim reformlarına bakmaktadır nitekim Japonya en güzel örneği. Cumhuriyet döneminde sosyologlara yüklenen misyonda ne Prens Sebahattin ne Ziya Gökalp'in bize açtığı yollara bugün ulaşılabilmiştir.
Kitap günümüz dinlerinin kökenini anlamak açısından kült bir eserdir. En basitinden cami minarelerinin tepesindeki alem adı verilen hilalin bile tarihini ve kökeninin Sümer'deki yerini ve semavi dinlere geçiş sürecini anlamak için okuyabilirsiniz. Bu verebileceğim en basit örnekti kitap Sümer Dini'nindeki olayların, bayramların, ritüellerin çeşitli adet ve gelenek göreneklerin önce Yahudiliğe nasıl tesir ettiğini ve beraberinde İslam ve Hıristiyanlığa nasıl etki ettiğini tarihsel bir zemine oturtarak ve bu olayların Sümer kroniklerindeki kökenlerini göstererek çok net bir şekilde Kur'an, İncil ve Tevrat'ın Sumer'deki Kökeni açıklamaktadır. Kısacası Sami kavimlerinin mitoloji ve günümüzde hala devam eden mitolojilerinin benim nezdimce disipline edilmiş sistematik bir hukuka dayanan devamlılığı diyebileceğimiz dinlerinin anlaşılması için okunması gereken başlıca eserlerden biridir.
Leslie P. Pierce bir Amerikalı olmasına rağmen diyeceğim bunu dememdeki sebep Batılı Tarihçilerinin bakış açısı, şark devletlerini veyahut medeniyetlerini anlamakta ve anlamdırmak da çeşitli problem yaşamaları. Leslie Hoca'mız tam da burada farkını ortaya koyuyor Osmanlı'da Haremi ele alırken haremi hanedan için bir üreme kurumu olarak ele alıp buna göre değerlendiriyor. Sonuçta ortada devamlılığı söz konusu olan bir devlet var bu devletin nizamı için kardeş katli vaciptir diye bir kanunname yayımlatan bir padişahı anlamakla harem kurumunu anlamak aslında aynı yoldan geçiyor. Tarih okurları ve tarihçilerin sürekli düştükleri hata tarihi anlamak yerine yargılamaktır bugünün bakış açısıyla Osmanlı Devleti'ndeki Harem Kurumunu şekillendiremezsiniz içine düşeceğiniz bu hata durumunda okuduğunuzdan da bir halt anlamazsınız kısacası olayları kaçırırsınız. Ahmet AKGÜNDÜZ gibi bir kitap yazıp haremi dini temellere uygundura oturtmaya çalışmak gibi hatalara düşersiniz. Bu yüzden bir Amerikalı olmasına rağmen dedim çünkü bizim içimizde kendine tarihçi diyen andavallar bile harem kurumunu anlayamamıştır. Osmanlı'da Saray hakkında bilgi sahibi olmak istiyorsanız ulaşacağınız en doğru eserlerden biri İsmail Hakkı UZUNÇARŞILI'nın Saray Teşkilatı veyahut Leslie Hoca'nın Harem-i Hümayun kitabıdır hoca aynı zamanda kitapta kadınlar saltanatı olarak adlandırdığı bir bölüme de yer veriyor Osmanlı'da validelerin şehzadeler üzerinde nüfuzlarını arttırmaları ve devlette yönetime dahil old Harem-i Hümayun ukları bu döneminde okunması ayrıca önemlidir.
Bu kitap bilinen siyasi tarih kitaplarına nazaran oldukça farklı bir içeriğiyle benim ilgimi çekmiştir. Elbette akademik bir çalışma olduğu ve bu esaslarda yazıldığından yana bir şüphe yok. Kitabı olağanın üstü bir eser y İktidar Oyunları ve Resimli Kitaplar apan kısmı Firdevsi'nin Şahname'sinin II. Osman döneminde nasıl bir benzerinin II. Osman önde gelecek şekilde devlet-i aliyye'ye uyarlandığı ve Nadiri'ye yazdırdığı Şahname-i Nadiri eseridir. Açıkçası kitap içerisindeki bu eserler hakkında okurken Hotin seferi hakkında okuduğumdan daha çok keyfi aldığım bir gerçektir. Hocanın sanat tarihçisi olması tarih biliminin ancak farklı disiplinlerle bir araya gelerek yapılabileceğine çok güzel bir örnektir. Kitaptaki minyatürler ayrıca dikkate şayandır.