“ Bulantı bırakmadı beni, kolay kolay bırakacağını da sanmıyorum, ama bir dert gözüyle de bakmıyorum ona artık. Benim için bir hastalık, bir hırçınlık nöbeti olmaktan çıktı: Bulantı ben'im çünkü.”
“Kış aylarında nice severdim gökyüzünü. Kara yağmur bulutlarıyla kaplı, dar, gülünç ve dokunaklı bir yüz gibi pencerelere eğilen, kış aylarının gök yüzünü. Gülünç değildir bu güneş, tersine. Uykusuz geçirilen bir geceden sonra, uyanıkken coşkuyla alınan kararlara, tek bir sözcük silmeden, çizmeden bir çırpıda yazılan yazılara attığımız bakışlar gibi, doyumsuz ve hesaplı bir ışık vurur bütün sevdiğim nesneler üstüne,"
“Kimselere, hiç kimseye anlatamıyorum. Ve işte: usul usul, suların dibine doğru, korkuya doğru kayıyorum.
Bu kıvançlı, akıllı sesler ortasında yapayalnız biriyim. Bütün bu insanlar birbirlerine açılmakla, aynı fikirde
olmanın verdiği mutluluğu bölüşmekle geçiriyorlar zamanlarını. Anlamıyorum Tanrım, hepsi birden aynı şeyleri düşünmeye neden bu denli önem veriyorlar.”