Eğer aşıksan ve sevdiğin kişiden telefon bekliyorsan, belki bütün akşam boyunca onun aramadığını işitirsin. Her an farkına vardığın şey telefonun çalmadığıdır. Onu istasyonda karşılayacaksan ve perondaki yığınla insan arasında bir türlü göremiyorsan, o zaman bütün o insanları da görmezsin bile. Senin için hiçbir önem taşımazlar, sadece rahatsız ederler. Hatta çirkin ve tiksindirici bulabilirsin onları. Öyle her tarafı kaplarlar boşuna. Tek bildiğin, onun ortalıkta görünmediğidir.
Bir senaryosu, hazırlandığı bir rolü ve ne yapacağını fısıldayan bir suflörü olmadan sahneye çıkarılmış tiyatro oyuncuları gibiyiz. Nasıl yaşayacağımıza kendimiz karar vermek zorundayız.
Bilinçdışından çıkmaya çalışan bastırılmış düşüncelerin kesintisiz baskısı altında yaşıyoruz. Bu yüzden de hep aslında 'öyle kastetmediğimiz' şeyler söylüyor ya da yapıyoruz.