AsiRuh

AsiRuh
@Eagle1903
Lisans
ankara
418 okur puanı
Ekim 2017 tarihinde katıldı
Puan vermedi·104 syf.··
2026 10. kitabı
1926 yılında Nobel alan ikinci kadın yazar olan Grazia Deledda’nın Sardinya Efsaneleri, İtalya’da bulunan ve yazarın doğup büyüdüğü Sardinya adasının sert coğrafi koşullarında ki insan ve insan doğasını inanç, korku, kader, günah, mucize, vicdan gibi temalarla işlemiş bir kitap. Mistik hikayelerden oluşan kitap, okuyucusuna doğaüstü, fantastik olarak aktarılmıştır. Gizemli, büyülü ve masalsı.. Bir solukta okunan heyecan veren,keyifli hikayeler… İnsanın doğa ile insanın vicdan ile olan ayrılmaz bütünlüğünü vurgulayan yazar, mistik ve yerel olan öykülerini masalsı anlatımıyla evrensel bir dile ulaştırmıştır. İlgili okurlara tavsiye ederim. KitaplaKalın
Sardinya EfsaneleriGrazia Deledda · Can Yayınları · 2024187 okunma
Reklam
Puan vermedi·168 syf.··
2026 9. kitabı
“Yazmak benim gözümde her zaman geniş anlamıyla siyasi (politik) bir eylemdir." Annie Ernaux Yazar, 1974 yılında yazdığı bu ilk romanıyla, 1960'ların Fransa'sındaki sınıf farklılıklarını ve o dönem yasaklı olan kürtajı, kadın bedeni üzerindeki o korkunç baskıyı oldukça yalın ve güçlü anlatımıyla yansıtmıştır. Aslında kendi yaşamından derin izler taşıyan otobiyografik bir eserdir. Dönemin Fransa'sında 1975 yılına dek süren kürtaj yasağına kadar süregelen baskıyı, bir üniversite öğrencisi üzerinden, yaşanan travmatik süreci, sınıfsal ve kültürel olarak nasıl iki dünya arasında sıkışıp kalındığının hikayesini okuyorsunuz. Bulunmak istediği sınıfa ait hayranlık ve bulunduğu sınıfa ait nefret duygularıyla beslenen ve sıkışıp kalan genç bir kadın... Kitabın ismindeki (Boş Dolaplar) metaforuda, aynı zamanda yurt odasının tasviri de burjuva sınıfı ile işçi sınıfı arasına sıkışıp kalan ve tam olarak iki sınıfa da ait hissedememesinden kaynaklı içsel boşluğu temsil ediyor sanki. Kadın.. Farkındalık... Yalnızlık… Cinsellik.. Boşluk... Ait olamama.. Yabancılaşma... Güçlü bir anlatım ilgili okurlara tavsiye ederim. KitaplaKalın
Boş DolaplarAnnie Ernaux · Can Yayınları · 20223,324 okunma
Magritte gibi direnmek? Veyahut Foucault gibi sözün olması?
Puan vermedi·64 syf.··
2026 8. kitabı
"Sahte ile gerçek arasında da aynı bağlantılar var,..." (Sayfa56, mektup) Bu kitap, benim için Rene Magritte‘ın tablosu üzerine görüntü (imge) ve gerçeklik eleştirisidir. Nesne, görüntü ve dil bağlamında temsil edilen şeyleri sorgulatıyor. Dil ve görüntü gerçekten gerçekliği temsil ediyor mu? Gerçek dediğimiz, kavradığımız şey nasıl oluşuyor? Bir tablo üzerinden gösteri (imge) dünyasından gerçek dünyayı anlama ve kavrayabilme yolculuğu da diyebiliriz. Kısa ancak çok yoğun ve çok etkileyici. Ve ben Foucault bu kitabını yaşadığımız çağa yönelik anlamlandırmak istiyorum. Magritte bugün yaşasaydı bu veri dünyasını acaba nasıl resmederdi? Ve Foucault ne derdi? Nasıl yorumlardı? Televizyon, reklam, propaganda, sosyal medya, saçılmış görüntüler, veriler hatta iktidar dili gerçek gibi algılanıyor ve yaşanıyor. Maalesef gerçeğin yerini alıyor. Rene Magritte, "Bu bir pipo değildir, resmidir" derken aslında bugünkü modern zamanların sanal insanlarını özetlemiş. Sosyal medya (Instagram, facebook vs) gördüğümüz bir yemek fotoğrafı yemek değildir, bir manzara fotoğrafı ya da videosu manzara değildir. Gördüğünüz bir şehir o şehir değildir. Magritte bizi görüntüye (imgeye) aldanmamamız gerektiği konusunda epey erkenden uyarmış. Büyük bir yanılsama içindeyiz, filtreli görseller, deepfake videolar, saçılmış enformasyonlar gerçek dünya ile dijital dünya arasındaki kopukluğu ortaya koyan modern dünya… Foucault, “Bu bir pipo değildir “ tablosundaki değerlendirmesinde sözcükler ve nesneler arasındaki kopukluğu anlatıyor. Sanal dünyanın "beğeni" butonu gerçek bir beğeni, gerçek bir iletişim değildir. Tıpkı "Bu bir pipo değildir" gibi, bugünkü dijital çağda "Sen, Sen misin?" sorusunu sorardı diye
Bu Bir Pipo DeğildirMichel Foucault · Yapı Kredi Yayınları · 20251,624 okunma
Puan vermedi·293 syf.··
2026 7. kitabı
Savaş, insanlık tarihinin en önemli sert gerçeklerinden biridir. “Hikayelerin unutulmuşları hep çocuklardır. “ (Clara Dupont) Svetlana Aleksiyeviç (1985) kaleme aldığı “Son Tanıklar: Çocukluğa Aykırı Yüz Öykü” kitabını İkinci Dünya Savaşı’nı Sovyetlerde yaşamış olan çocukların anlatımlarından yola çıkarak oluşturmuş. Monologlar şeklinde, çocuk tanıkların üzerinden, savaşın ne denli acımasız ve zorlu koşullarının anlatıldığı bir çeşit tarihi hafıza oldu benim için. Yitip giden bir çocukluk ve masumiyet ; dolaysız, yalın, samimi, yalansız ve oldukça gerçek bir sözlü hafıza. Hayat boyu belki de onarılamayacak derin yaralar, derin izler… Toplumsal belleğe katkıda bulunan bu kitabı ilgili okurlara tavsiye ediyorum. KitaplaKalın
Son TanıklarSvetlana Aleksiyeviç · Kafka Yayınları · 2019421 okunma
Puan vermedi·120 syf.··
2026 6. kitabı
Tüm yaşam hikayelerimizin sessiz tanıkları; taşlar… Ve o taşların anlattıkları ya da sustukları… Yazar, kurguladığı hikayesini taşların tanıklığıyla aktarıyor okuyucusuna. Engelli bir çocuğun varlığı ve yokluğuyla oluşan,örselenmiş insan psikolojisini çok yönlü anlatan bir roman. Böyle bir kardeşle büyümenin utanma, ihmal, kıskançlık, duyarsızlık, suçluluk, değersizlik gibi dinamiklerini de barındıran bir ailenin taş gibi hikayesi… Benim de bir zamanlar, çocukluğumda bireysel olarak ailemde yaşadığım bu durumu okurken, yaşanan zorlukları, duygusal gerilimleri, toplumun bakışını , karmaşıklığı , görülmemeyi tekrar tekrar yaşadım. O zamanlar anlamlandıramadığım saklanmayı ancak bugün anlamlandırıyorum. Unutmamalı ki, geçmiş sessiz ama güçlüdür; sırlar ve yaşanmışlıklar hayatımızı oluşturur. KitaplaKalın
Taşların AnlattığıClara Dupont · İletişim Yayınları · 20262,535 okunma
Reklam