Selim

Selim
So this is how liberty dies, with thunderous applause...
79 okur puanı
Şubat 2017 tarihinde katıldı
Orhan Veli'nin 104. Yaş Günü Münasebetiyle
36 yıllık kısacık hayatında yazabildiği şiirlerinin tamamını içeren "Bütün Şiirleri" kitabı oldukça incedir. Lise yıllarımda defalarca kez okuduğum, ezberlediğim bu şiirler adeta ruhuma işlemiştir. Türk edebiyat tarihinde bu kadar az eser verip, bu kadar kısa yaşayıp da kendinden sonra gelen neredeyse herkesi etkileyebilen, mirasını yarım asırdan uzun süre sonra bile taze tutup dizilere, filmlere, şarkılara, şiirlere, sokağa, okula, insana konu olabilen kaç insan var ki? Çok yaşa Orhan VELİ. İyi ki doğdun! En sevdiğimi bırakıyorum buraya, bu münasebetle... "Neydi o deli gibi gidişimiz, Bembeyaz köpüklerle, açıklara! Köpükler ki fena kalpli değil, Köpükler ki dudaklara benzer; Köpükler ki insanlarla Zinaları ayıp değil."
Reklam
Stephen Hawking
14 Mart. Dünya Pi Günü. Albert Einstein'ın doğum günü. Stephen Hawking'in ölüm günü. İnsanoğlu büyük bir zihni kaybetti bugün. 21 yaşında hastalandığında kendisine en fazla 1 yıl ömür biçilen ve bu teşhisin üstüne 55 yıl yaşayan, hem de ne yaşayan adama selam olsun. Karadeliklerin teorik fizik yardımıyla modellemesini oluşturup analiz eden ve kimsenin hayal etmediği bulgulara ulaşan da, yürümeyi bırakın , konuşmaya bile imkanı olmayan da bu adamın ta kendisiydi. Ayağa bile kalkamayan bir insanın ömrü boyunca milyon yıl km yakınına bile yaklaşamadığı bir fenomeni, evren sırrını araştırıp hakkında kimsenin hayal edemediği kitaplar yazması ne kadar mümkündü? Bilime, insanoğluna olan katkısını geçin, sadece akıntıya karşı yüzebilmesi, yaşama azmi ve enerjisiyle bile saygı duyulmayı, anılmayı hak eden bir insan öldü bugün. Hırs, açgözlülük, bencillikle ömür bitiren milyarlarca insanın içinde kutup yıldızı gibiydi. Einstein'ın atom fiziği ve quantum ile ilgili bulguları ve tahminleri ölümünden 70 yıl sonra insanların işine yaradı, doğrulandı. Hawking'in bulguları büyük ihtimalle bundan daha uzun süre sonra işimize yarayacak. Yani biz somut olarak göremeyeceğiz ne kadar kıymetli işler yaptığını ama... biliyoruz.
Türk Bilim Kadını Canan Dağdeviren
11 Şubat Uluslararası Bilimde Kadın ve Kız Çocukları Günü“ dolayısıyla BM Ekonomik ve Sosyal Konsey salonunda düzenlenen ‘Barış ve Kalkınma için Bilimde Eşitlik ve Denklik’ temalı iki gün süren toplantılar düzenlendi. Macaristan’ın BM Daimi Temsilcisi Katalin Bogay’ın yönettiği oturumun konuşmacıları arasında, MIT Technology Review’un her yıl derlediği 35 Yaş Altı Mucitler listesinde yer alan genç Türk mucit Dr. Dağdeviren de bir konuşma yaptı. Konuşmasında, kendi başarılı bilim yolculuğuna değinen Dağdeviren, en büyük motivasyonunun Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk olduğunu söyledi.
Don Quijote
May be the greatest madness is to see life as it is, rather than what it could be. Belki de en büyük delilik hayatı olabileceği şekliyle değil de tamamen olduğu gibi görmektir.
ESİN PERİLERİ VE LAF EBELERİ
Tarihimizin hiçbir noktasında coşkun bir ruh, toplumsal bir arzu ve fedakarlık duygusu yaratılmasına bugünkü kadar ihtiyaç duymamıştık. Karamsarlık tiradları entellektüel bir çaba gerektirmez, dünya onlar olmadan da pekala başının çaresine bakabilir. Ama, insanları umut ve cesaretle uyandırmak, zeka ve duyarlılık karışımı gerektiren bir iştir. Peki, daha da yoğunlaşacağı yolundaki tehditleriyle karşı karşıya olduğumuz bu yoksulluğun ve mutsuzluğun ortasında, kim bir adım öne çıkıp neredeyse insanüstü bir çaba gerektiren değişimi gerçekleştirmek için bizleri ayaklandırabilir? Bir grup insan var ki, onlardan yardım istemek hakkımızdır. O insanların toplumsal bilincimizi harekete geçirmeleri büyük bir mutlulukla kabul görecektir. Yoksul halk kendi hataları ve kapitalistlerin açgözlülüğü yüzünden acı çekerken, şairlerin, yazarların, müzisyenlerin insanları etkileme güçlerini seferber etmelerinin vakti çoktan gelmiştir. Bir yandan zenginliğe duydukları aşkı teşhir ederken, bir yandan da zenginleşmek için duydukları arzuyu dile getirmeyi bir kenara bırakıp, sahip oldukları etkileme gücünü iyilik ve adalet ideallerinin emrine vermeleri elzemdir. Hal böyleyken, halkın yüreğine ulaşan ve onlara esin kaynağı olan şair ve baladların yerinde yeller esiyor. Şairlerin, yazarların hizmetine bunca ihtiyaç duyduğumuz bu zamanda, gazetelerin sütunlarında nelerle karşılaşıyoruz? Kimileri kendi servetlerine servet katmaktan başka bir işe yaramayan melankolik bir karamsarlığı sunuyor, kimileri siyasi liderlerin icraatlarını magazin hikayesi haline getiriyor, kimileri de toplumsal adalet ve özgürlük duygularını suistimal ediyor; halkı yüreklendirmeyi değil, tam tersini amaçlıyor. Bunlar yeterince kötü ama daha da beteri var. Ülkenin esine ve cesarete susadığı bir zamanda, yeteneğini