Tarihimizin hiçbir noktasında coşkun bir ruh, toplumsal bir arzu ve fedakarlık duygusu yaratılmasına bugünkü kadar ihtiyaç duymamıştık.
Karamsarlık tiradları entellektüel bir çaba gerektirmez, dünya onlar olmadan da pekala başının çaresine bakabilir. Ama, insanları umut ve cesaretle uyandırmak, zeka ve duyarlılık karışımı gerektiren bir iştir. Peki, daha da yoğunlaşacağı yolundaki tehditleriyle karşı karşıya olduğumuz bu yoksulluğun ve mutsuzluğun ortasında, kim bir adım öne çıkıp neredeyse insanüstü bir çaba gerektiren değişimi gerçekleştirmek için bizleri ayaklandırabilir?
Bir grup insan var ki, onlardan yardım istemek hakkımızdır. O insanların toplumsal bilincimizi harekete geçirmeleri büyük bir mutlulukla kabul görecektir. Yoksul halk kendi hataları ve kapitalistlerin açgözlülüğü yüzünden acı çekerken, şairlerin, yazarların, müzisyenlerin insanları etkileme güçlerini seferber etmelerinin vakti çoktan gelmiştir.
Bir yandan zenginliğe duydukları aşkı teşhir ederken, bir yandan da zenginleşmek için duydukları arzuyu dile getirmeyi bir kenara bırakıp, sahip oldukları etkileme gücünü iyilik ve adalet ideallerinin emrine vermeleri elzemdir.
Hal böyleyken, halkın yüreğine ulaşan ve onlara esin kaynağı olan şair ve baladların yerinde yeller esiyor.
Şairlerin, yazarların hizmetine bunca ihtiyaç duyduğumuz bu zamanda, gazetelerin sütunlarında nelerle karşılaşıyoruz? Kimileri kendi servetlerine servet katmaktan başka bir işe yaramayan melankolik bir karamsarlığı sunuyor, kimileri siyasi liderlerin icraatlarını magazin hikayesi haline getiriyor, kimileri de toplumsal adalet ve özgürlük duygularını suistimal ediyor; halkı yüreklendirmeyi değil, tam tersini amaçlıyor. Bunlar yeterince kötü ama daha da beteri var. Ülkenin esine ve cesarete susadığı bir zamanda, yeteneğini